AB ile bütün bayrakların indirilmesi hedefleniyor, uyanalım!

1990’lı yıllarda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Erdal İnönü’nün Avrupa gezisinde, Avrupa Birliği yetkilileri “Bayrağınızı değiştirin. Ay-yıldız’dan vazgeçin! Ay-yıldızlı bayrak İslamiyet ve fetih izlenimi veriyor” demişti..
11 Haziran, 2014 - 15:14 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A

Türkiye var olmayı mı, yok olmayı mı seçiyor?

Birkaç gün önce Diyarbakır 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığı'nda Türk bayrağı indirildi. [1] Bayrak direğindeki bayrak aslında direkteki ip vasıtasıyla indirilebildiği halde, yüzü kapalı birisi özellikle direğe tırmandı ve bayrağı indirdi. Belli ki bu olayla bazı bölücü çevreler Türkiye’ye özellikle meydan okuyor ve bir mesaj vermek istiyor.

Türkiye’nin sürüklendiği AB macerasına göre, bu olayı nasıl değerlendirmek gerekir?

Bu olay dolayısıyla Türkiye’nin tüm yöneticileri, tüm sorumluları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm temsilcileri başkalarının dürtüsüyle ve zorlamasıyla gerçekleştirilen AB ile ilgili politikaları sorgulamalı değil midir?

AB ülkesi olmak, hükmen “Milli bağımsızlık ve egemenlik sembolü olan Türk bayrağının tamamen indirileceği anlamına gelmiyor mu?

İsterseniz, AB’nin ne anlamına geldiğini belgeleriyle görelim:

AB: “TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK HAKLARINI DEVRETMESİ ŞART”

1998’de, Ecevit Hükümetinin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hükümlerinin Türkiye için kanun niteliğinde olduğunu” söylemiştir.[2] Aynı dönemde AB Genel Sekreteri Volkan Vural da “AB’ye üyelik için başvuran her ülke kendi hukukunu bırakıp Avrupa Birliği hukukunu kabul eder.” demiştir.[3] Vural bu sözüyle, Türkiye’nin de kendi hukukunu bırakması ve AB hukukunu kabul etmesi gerektiğini söylemek istiyor.

2000 yılının Kasım ayında Türkiye Avrupa Parlamentosu Karma Komisyonu İkinci Başkanı Andrew Nicholas Duff, Türkiye’nin egemenliğin AB’ye kaydırılması konusunda adımlar atması gerektiğini söylemiş ve ”AB’nin meşruluk kazanması için ülkelerin egemenliklerini Birliğe kaydırmaları şart, TBMM’nin bu alanda gerekli çalışmaları başlatması şart” demiştir. [4]

İtalya Başbakanı Prof. Dr. Guiliano Amato, 13 Temmuz 2000 tarihinde İtalyan gazetesi La Stampa ile yaptığı söyleşide şunları söylemiştir: “Avrupa Birliği Anayasası, cesur bir projedir. Ancak (…) çok şey elde etmek için, ‘sanki' az bir şey istiyormuş gibi davranılmalıdır. Ellerinden egemenliklerini almak istediğimiz devletler, ‘sanki' egemen kalacaklarına inandırılmalıdır. Örneğin, Brüksel'deki Avrupa Komisyonu, bir hükümet gibi muamele görebilmek için, ‘sanki' sıradan teknik bir araçmış gibi davranmalıdır.(…) Gerçek şudur ki, ulus devletlerin elinden alınacak egemenlik gücü, buharlaşıp kaybolacaktır. Artık, açıkça tanımlanabilir egemenlikler kalmayacaktır. Ben, yavaş yavaş hareket edilmesini tercih ederim. Egemenlik, azar azar ufalanmalıdır. Egemenliğin ulus devlet elinden alınıp federal güce tesliminde, sert davranışlardan kaçınılmalıdır.” [5]

2001 yılında AB’nin Türkiye masası şefi Karen Fogg, bizzat Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e: “AB üyeliği için gereken şartlardan birisi bazı konularda egemenliği paylaşmak. Bu paylaşım şekline nasıl bakıyorsunuz?” şeklinde bir soru yöneltmiş, Sezer de cevap olarak, “egemenlik paylaşımı” da dahil olmak üzere bir çok düzenlemenin gözden geçirileceğini söylemiştir. [6]
 

TÜRKİYE’NİN AB ANAYASASI’NI İMZALAMASI NE ANLAMA GELİYOR?

Türkiye, 2004 yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü, bayramın anlamına ve ruhuna tamamen ters bir adım atmıştır. Roma’da 25 AB üyesi tarafından imzalanan ‘Avrupa İçin bir Anayasa Oluşturan Antlaşmanın Nihai Senet Bölümü’nü, üye olmadığı ve hiç de mecbur olmadığı halde, toplantıya "gözlemci" sıfatıyla katılan Türkiye de imzalamıştır. En üst Türkiye temsilcileri olan Başbakan R. Tayyip Erdoğan ve o zamanların Dış işleri Bakanı Abdullah Gül belgeye imza atmışlardır. Cam-pidoglio meydanındaki Conservatori Sarayı'nda, 1957'de Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu kuran Roma Anlaşması'nın imzalandığı mekanda Papa X. Innocente'nin heykeli önündeki bir masada gerçekleştirilen imza töreninde Türkiye, AB Anayasası’na evet demekle, milli egemenlik haklarından ve bağımsızlık ilkesinden vazgeçebileceğinin işaretini bir kez daha vermiştir. [7]
 

“AVRUPA İNSAN HAKLARI  HÜKÜMLERİ TÜRKİYE İÇİN KANUNDUR”

1998’de, Ecevit Hükümetinin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hükümlerinin Türkiye için kanun niteliğinde olduğunu söylemiştir. [8]

Aynı dönemde AB Genel Sekreteri Volkan Vural da “AB’ye üyelik için başvuran her ülke kendi hukukunu bırakıp Avrupa Birliği hukukunu kabul eder.” demiştir. [9]
 

“TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK HAKLARINI DEVRETMESİ ŞART”

2000 yılının Kasım ayında Türkiye Avrupa Parlamentosu Karma Komisyonu İkinci Başkanı Andrew Nicholas Duff, Türkiye’yi ziyaretinde yaptığı açıklamada, amaçlarının birliğe girecek ülkelerin tam üye olmadan önce gerekli reformların yapılmasını sağlayarak, anlaşmazlıkları en aza indirgemeye çalışmak olduğunu ifade ile Türkiye’nin de sadece insan hakları, demokratikleşme gibi konularda değil, egemenliğin AB’ye kaydırılması konusunda da gelişmeler sağlaması gerektiğini söylemiştir. Duff, ”AB’nin meşruluk kazanması için ülkelerin egemenliklerini Birliğe kaydırmaları şart, TBMM’nin bu alanda gerekli çalışmaları başlatması şart” demiştir. [10]

Bir yıl sonra, AB’nin Türkiye masası şefi Karen Fogg, bizzat Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e hitaben: “AB üyeliği için gereken şartlardan birisi bazı konularda egemenliği paylaşmak. Bu paylaşım şekline nasıl bakıyorsunuz?”şeklinde bir soru yöneltmiş, Sezer de cevap olarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda kat etmesi gereken konular arasında “egemenlik paylaşımı” da dahil olmak üzere bir çok düzenlemenin gözden geçirileceğini söylemiştir. [11]
 

BU AB İLE BÜTÜN BAYRAKLAR İNDİRİLECEK DEMEKTİR

Bu AB ile Türkiye’nin milli egemenliği ve bağımsızlığı elinden alınacak ve bütün bayrakları indirilecek demektir. Bugün Diyarbakır’da gördüğümüz millet düşmanı meşum davranışı, Avrupa Birliği ile bütün ülkemizde yaşayacağız demektir.

Bu haliyle Avrupa Birliği’ne evet demek mümkün müdür?

Milli egemenliği ve bağımsızlığı olmayan, başkalarının hakimiyeti altında köle bir Türkiye düşünülebilir mi?

Bunu hangi Müslüman-Türk evladı kabul edebilir?

YA MİLLİ EGEMENLİK VE BAĞIMSIZLIK, YA DA YOK OLUŞ

1990’lı yıllarda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Erdal İnönü’nün Avrupa gezisinde, Avrupa Birliği yetkilileri “Bayrağınızı değiştirin. Ay-yıldızdan vazgeçin! Ay-yıldızlı bayrak İslamiyet ve fetih izlenimi veriyor” demiştir. [12]

Türkiye olarak, Milli egemenlik ve bağımsızlık haklarımız bizim nefes borumuz. Bu nefes borusu kesildiğinde ve yok olduğunda, bir daha geriye dönüşü olmayan, çıkışı da olmayan bir sömürge sapağına girmiş olacağız, Allah korusun!

Türkiye’nin önünde şimdi iki yol var: Ya Milli egemenliğimize ve bağımsızlığımıza sahip çıkarız, hür ve bağımsız olarak kendi kimliğimizle, şerefimizle yaşarız, ya da kendi ayaklarımızla sömürge (köle) bir ülke olarak zillete düşeriz ve yok oluruz.

Bu açıdan bugünkü Türkiye yöneticileri AB’yi ve AB’den dayatılan tüm imzaları ve tüm uygulamaları yeniden gözden geçirmelidirler. Kendilerinin ve tüm yarım asırlık iktidarların attıkları yanlış adımlardan vaz geçmelidirler.

Bayraklarımızın indirilmesine izin vermeyelim!

Allah yardımcımız olsun!

Sevgiler, saygılar…
 

Hasan ERDEN / Anahaberyorum

herden1950@hotmail.com

 

__________________________________________________

[1] 10 Haziran 2014 tarihli gazeteler.

[2] Yeni Şafak Gazetesi, 08.02.1998

[3] Hürriyet Gazetesi, 28.05.2001

[4] Yeni Şafak Gazetesi, 25.11.2000

[5] Yılmaz Dikbaş’ın “Tatlı Dilli Bir Erasmus Profesörüne Açık Mektup” başlıklı yazısından

          http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6372

[6] Hürriyet Gazetesit, 10.05.2001

[7] Sözkonusu Roma Belgesine atılan imza, GB Anlaşmasından sonra, Türkiye’nin, AB’ye üye olmadığı ve hiç de  mecbur bulunmadığı halde imzaladığı ikinci talihsiz  adımdır..

[8] Yeni Şafak, 08.02.1998

[9] Hürriyet, 28.05.2001

[10] Yeni Şafak, 25.11.2000

[11] Hürriyet, 10.05.2001

[12] Ayhan Songar, Türkiye Gazetesi, 14.04 1993.

 

Anahtar Kelimeler / İlgili Haberler: 

Kategori: 

Kayıt olmadan da yorum yazabilirsiniz...