F. Gülen belgeleri: Müslüman kullanılmaktan nasıl kurtulur?

3 Nisan, 2015 - 10:36 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A

Bugün Müslümanlar Fethullah Gülen gibi liderlerin İslam düşmanlarının maşası olmasına yolları açan asıl büyük sorunu görmelidir. Müslümanlar, bu büyük sorunu aşmadıkça başkalarının kontrolünden ve güdümünden kurtulamazlar ve Allah’ın korumasına ve yardımına nail olamazlar.

Eyyüp’un ferasetine ve

uyanıklığına ne kadar muhtacız?

Yeni Şafak gazetesi Fethullah Gülen’in Mason olduğunun belgelerini yayınlıyor. Yayın büyük yankılar uyandırıyor.

Acaba Gülen’in ABD derin devletine kadar uzanan Hıristiyan Misyonerlik belgeleri karşısında açılmayan gözler, sözkonusu masonluk belgelerinden sonra açılacak mı?

Gönül isterdi ki, cemaat bu belgeler yayınlanmadan çok daha önce, Fethullah Gülen yıllardan beri İslam’ın dışına her çıktığında, Allah ve Peygamberinin emirlerini ve yasaklarını her çiğnediğinde gereken tepkiyi göstermeli, gerçek İslam’ı haykırmalıydı.

Halbuki Müslümanlar her gün Yatsı’dan sonra Vitir namazında Kunüt duasında Allah’a şöyle söz vermiyor mu: “Allah’ım! Senin emirlerini çiğneyip, bilerek günah işleyeni biz alaşağı ederiz ve onunla ilişkimizi keseriz."

Cemaat Fethullah Gülen’i çoktan alaşağı etmeli ve onunla ilişkiyi kesmeliydi. Her Müslüman’ın Allah’a söz verdiğince hareket etmesi lazım geldiği gibi…

Gülen İslam’ın emir ve yasaklarını yıllar öncesinden nasıl çiğnemiştir, örnekler verelim:

YILLARDIR MÜSLÜMANLARDAN

DAHA ÇOK BAŞKALARININ ADAMI OLMAK

-ABD’nin İslam’a karşı savaş başlattığı ilk yıllarda CIA’nin 2003 yılında yayımlanan Sivil Demokratik İslam adlı 220 sayfalık Raporun 70. sayfasında Fethullah Gülen, doğal müttefikler arasında ismi verilen tek kişi oluyor. [1]

-New York Times, “Müslüman Barış Gücü Gönüllüleri” benzetmesini yaptığı bir yazıda, 80’den fazla ülkede  (ABD’nin projesi olan) “Ilımlı İslam ideolojisini” öğrettiğini yazdı. [2]

-Fethullah Gülen Kelime-i Tevhit konusunda Müslümanları şüpheye düşürecek yanlış bir bakış açısı getiriyor. Peygamberimiz’e olan inancın ihmal edilebilir olduğunu söylüyor. Şöyle diyor: “Herkes kelime–i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime–i tevhidin ikinci bölümüne, yani “Muhammet Allah’ın resûlüdür” kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere (yani Hıristiyanlara) rahmet ve merhamet nazarıyla bakmalıdır...” [3]

-Zaman Gazetesi’nde çıkan bir makalede de aynı konu vurgulanıyor.  Şöyle ki: “Mühim olan kelime–i tevhid inancıdır. Hz. Muhammed’i kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir” [4]

İslam’ı değiştirmeğe ve Müslüman’ı temelden sarsmağa çalışan bu anlayışa karşı cemaatte kimse tepki göstermemiş ve karşı çıkmamıştır.

-Gülen, zor durumlarda Hz. Hamza’dan yardım istenebileceğini söylemiş, bunu bir örnekle tavsiye etmiştir. [5] Halbuki Müslüman başkasından değil, ancak Allah’dan yardım istemeli değil midir? Başkasından yardım istemek şirk değil midir?.

-Fethullah Gülen, “Cebrail bile parti kursa kabul etmem” demiş [6] arkasından CHP’yi desteklemiştir. Burada Allah’ın emirlerini olduğu gibi uygulayan vahiy meleğinin sorgulanabileceği ve şüphe ile karşılanabileceği ihsas edildiği halde cemaatten hiç kimse bu görüşe karşı çıkmamıştır.

-Fethullah Gülen, Papayla görüşme sırasında, bir Hıristiyan misyoneri gibi, “Papalık misyonunuzun bir parçası olarak burada bulunuyoruz” dediğinde  de [7] onu cemaatten hiç kimse sorgulamamıştır. [8]

İsa%20kapagi%20aksiyon-Hıristiyanların Noel günlerinde çıkan Cemaatin Aksiyon adlı dergilerinin kapağında Hıristiyanlarca kabul edilen “İsa resmi” konulmuş ve İnsanlık onu bekliyor” yazısı yer almıştır. [9] Bu olay da sessizce geçiştirilmiştir.

-Hıristiyanların Noel günlerine yakın bir tarihte yayınlanan Cemaatin Dergisi Aksiyon’da “Müslümanlar ve Hıristiyanlar, Hz. İsa’da birleşmeli ve insanlığı kurtarmaya yönelmelidir.”  [10] diye yazı yazmışlardır. Hiç kimse buna karşı çıkmamış, neden “son Peygamber olan, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’de birleşmiyoruz”,  diye sormamıştır.

-Zaman Gazetesi’nde bir yazıda şöyle denilmiştir: “Dikkatlice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla (Hıristiyanlar ve Yahudilerle) temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır.” [11]

Bugünkü Hıristiyanlıkta şirk anlayışları olduğu halde cemaatte hiç kimse bu görüşlere itiraz etmemiş ve karşı çıkmamıştır.

-Fethullah Gülen’in bir görüşü de şöyledir: "İslam'da ve Katolik Hıristiyanlıkta esas olan inanç hükümlerinden başka, her iki dindeki ahlaki esaslar da denilebilir ki aynıdır. Teferruat meseleleri bir tarafa bırakalım!" [12]

-Gülen, ayrıca Hıristiyanların mümin olabileceğini iddia etmiştir: “Batılı düşüncenin öyle yararlı yanları vardır ki, sistemli düşünme, bu mümince bir sıfattır. Bence her mümin her sıfatıyla mümin değildir. Bu mümince bir sıfatsa, böyle bir sıfatı olmayan mümin, kafir sıfatı taşıyor demektir.(…) Böyle bir sıfatı taşıyan Hıristiyan olsun, Mecusi olsun, Budist olsun; o ise mümin sıfatı taşıyor demektir. Allah nezdinde en azından dünyada sıfatlarınız, davranışlarınız önemlidir.” [13]

Aksiyon'dan Sam amcanın hizmet erleri

-Gülen’in bir başka görüşü de şöyledir: “Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hz. Muhammed (SAS) döneminde yaşayan, ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” [14] Bu gayret, bugünkü Hıristiyanları ve Yahudileri temize çıkarmağa çalışmak değil midir?

-Yine Aksiyon’un kapağında Hıristiyan misyonerleri “Sam Amcanın Misyon Erleri” diye kahramanlaştırılmıştır.

-ABD’de 1911’den beri yayınlanan, The Muslım World Dergisi’nin [15] (Cilt. 95, No. 3, Haziran 2005) Haziran sayısı ‘Çağdaş Türkiye’de İslam: Fethullah Gülen’in Katkıları’ başlığıyla Türkiye’den Fethullah Gülen’e ayrılmıştır. Bir özel sayı yapılmıştır. 

-Yıl 1997,  Fethullah Gülen kendisiyle yapılan röportajlarda şöyle diyor: “İnanmış bir insanın ABD ve Batı’nın karşısında olması düşünülemez” demiştir. [16] Ayrıca Gülen “Amerika ile çatışarak dünya çapında önemli bir iş yapılamaz, bu realite kabul edilmelidir. Amerika hala bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır.”  [17] demiştir.

Gülen yine devam ediyor:

“-Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı” [18]

1997’de Gülen’in bu şekilde mesajlar vermesi, birkaç yıl sonra 2001 yılında ABD İslam dünyasına savaş açtığına göre acaba tesadüf müdür?

-Ayrıca Gülen, 2001 yılında bütün İslam dünyasına karşı savaş açan ve adına da “Son Haçlı seferi” diyen ABD’ye birkaç sene önceden, Müslümanların teslim olmalarını, [19] bu güçle entegre olmalarını [20] tavsiye etmiştir. Fehullah Gülen neden böyle bir çaba göstermiştir?

-İsrail’in Gazze-filistin katliamlarına karşı bir defa bile kınamada bulunmamıştır. Ama İsrailli ölenler için taziyede bulunmuştur. [21]

-ABD’nin 2001 yılında İslam’a karşı Haçlı savaşı başlattıktan sonra Afganistan’da ve Irak’ta yüzbinlerce Müslüman’ın üzerine tepeden bombalar yağdırdığı halde Amerika’yı bir kez bile suçlamamıştır.

HZ. EYYÜB’UN FERASETİNE VE

UYANIKLIĞINA NE KADAR MUHTACIZ?

Peygamberimiz zamanında, Münafıkların başı Abdullah İbni Übey, Hicret olayından sonra her Cuma günü Peygamberimiz tam Cuma hutbesine başlamadan önce Mesid-i Nebevi’de kendi özel yerinde ayağa kalkar, sahabelere şöyle hitap edermiş:

“-Ey Müslümanlar!Allah’ın Resulünü çok iyi dinleyin ve itaat edin!” der otururmuş. Peygamberimiz (SAS) de, kendisine hiç inanmayan aslında kafir olan bu münafık adamın, cemaate böyle hitap etmesine müdahale etmezmiş, olayı ashabının basiretine ve ferasetine bırakırmış.

Uhut savaşında bilindiği gibi Müşrik ordusu 3000 kişi olmasına karşılık İslam ordusu önce 1000 kişiydi. Savaş başlamadan önce Münafıkların reisi olan Abdullah İbni Übey yaklaşık 300 kişilik taraftarı ile savaş meydanından kaçınca İslam ordusu yaklaşık 650-700 kişi kalmıştı.

Böylece Münafıkların başı olan sözkonusu adamın maskesi düşmüştü. Uhut savaşı sonrasında ilk Cuma namazında Peygamberimiz hutbeye başlamadan önce Abdullah İbni Übey, her zaman olduğu gibi yine özel yerinde ayağa kalkmış, aynı şekilde sahabe topluluğuna “Allah’ın Resulünü çok iyi dinleyin!” diye hitap edecek olmuş. Ancak Ebu Eyyüp El-Ensari başta olmak üzere birkaç Medineli Müslüman, Abdullah b. Übey’i yaka-paça yakalamışlar, Mescid-i Nebevi’den dışarıya atmışlardır.

Hz. Eyyüp El Ensari, sonraları Peygambarimizin (SAS) “Kostantıniyye fetholunacaktır. O kumandan ne güzel kumandandır, o ordu ne güzel ordudur!” hadisindeki fetih müjdesine nail olabilmek için, yola çıkan sahabe ordusu’na katılmış ve İstanbul önlerinde şehit düşmüştür. Bilindiği gibi, şu anda İstanbul’umuzda medfundur. Eyüp Sultan semti adını buradan almaktadır.

Bugün Müslümanlar olarak Onun ferasetine, basiretine ve uyanıklığına ne kadar muhtacız!

KISACASI

Bugün Müslümanlar Fethullah Gülen gibi liderlerin İslam düşmanlarının maşası olmasına yolları açan asıl büyük bir sorunla karşı karşıya bulunuyorlar. Bu sorun Müslümanların, liderlerinin görüşlerini İslam’ın üstüne çıkarmaları ve onları sorgulayamamalarıdır. Onları ikaz edememeleridir. Müslümanlar, bu büyük sorunu aşmadıkça başkalarının kontrolünden ve güdümünden kurtulamazlar ve Allah’ın korumasına ve yardımına nail olamazlar.

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 




[2] Vatan Gazetesi, 05.05.2008

[3] Fethullah Gülen, Küresel Barışa Doğru. S. 131)  bakınız: http://tr.fgulen.com/a.page/hayati/inceleme/a4809.html

[4] Ahmet Şahin. Zaman Gazetesi, 17.4.2000

[5] Zaman gazetesi, 29 Kasım 1996

[7] M. Fethullah Gülen / Rabbin aciz kulu / 9 şubat 1998. Bkz.: Zaman gazetesi, 10 Şubat 1998

[8] İslam’ın Müslümanlara yüklediği ve yükümlü kıldığı bir çok misyon varken, Hıristiyanlıkla ilgili “Papalığın misyonu” ne demek oluyor?

[9] 08.12.2003 tarihli Aksiyon Dergisi, 470. Sayı.

[10] Aksiyon Dergisi’nin, 08.12.2003 tarihli, 470. sayısı. Derginin kapağında Hıristiyanlarca kabul edilen “İsa resmi” ve ”İnsanlık onu bekliyor” yazısı yer alıyor. Hıristiyanların Yılbaşı ve Noel günlerine rastlayan bir zamanda derginin böyle bir kapak kompozisyonu yapması ne anlama geliyor?    

[11] Ahmet Şahin, Zaman, 17 Nisan 2000

[13] Neval Sevindi’nin Fethullah Gülen’le yaptığı röportajdan, Yeni Yüzyıl, 28 Temmuz, 1997. Bu röportaj http://tr.fgulen.com/ sitesinde de yer almaktadır.

[14] Küresel Barışa Doğru,Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yay. s: 45

[15] 1911 yılında yayınlanmağa başlayan The Mus­lim World (İslam Dünyası) Dergisi, Müslüman­larla ilgili bir misyoner dergisidir. Bu derginin amacı Dünyada hızla yayılan İslam’ı durdurmak, Müslümanları Hıristiyanlaştırmak ve İslam’ın Batı’ya yayılmasını önlemek için yapılan araştırmaları desteklemek ve yayınlamaktır. Dergide, bu amaç  “Editör'ün Notu” adlı bölümde şöyle ifade edilmiştir:

   "Dünya genelinde Müslümanları maddi ve manevi olarak Hıristiyanlığa yönlendirmek, Hıristiyanlığın önündeki İslam engelini kaldırmak ve Müslümanları Hıristiyanlaştırmaktır. Pratik olarak Müslümanların İslam’a sevgi ve muhabbetlerini azaltıp dinlerinden uzaklaştırarak manen yaralayıp Müslümanları, İsa'yı kurtarıcı olarak arzu edecek kıvama getirmektir." (Cilt. 1, No. 1, Ocak 1911, Sayfa: 3)

   "İstanbul (Costantinapol) İslam’ın Merkezidir" adlı bir başka makalede ise "Bugün Türkiye'deki Müslümanlar (…)  Kur'an hakkında kulaktan dolma bilgilere sahip cahil insanlardır. Bu kişiler ilmi bir eğitime sahip olmadıklarından dolayı kolaylıkla Hıristiyanlaştırılabilirler." (Cilt. 1, No. 3, Haziran 1911, Sayfa: 231)

[16] Zaman gazetesi, 4 Eylül 1997

[17] Fethullah Hoca, Yeni Yüzyıl, 22 Temmuz, 1997

[18] Fethullah Hoca, Yeni Yüzyıl Gazetesi, 23.07.1997

[19] Yeni Yüzyıl Gazetesi, 23.07.1997

[20] Zaman gazetesi, 4 Eylül 1997

[21] Taziye mesajı, Zaman gazetesinin 19.07.2014

 

Kategori: 

Kayıt olmadan da yorum yazabilirsiniz...