HOŞ GELDİN, SAFALAR GETİRDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN…

14 Haziran, 2015 - 22:41 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A

Ramazana kavuştuğumuz ve Allah’ın dini İslam’a mensup olduğunuzdan dolayı ne kadar şükretsek azdır. Ömür sermayesi içersinde, yüce inancımızın şu manevi mevsiminden azami istifade ederek, ramazan ayını fırsat bilerek, günahlardan arınarak huşu, huzur ve manevi sermayeden azami yaralanmanın büyük bir kazanç olacağını düşünmeliyiz.

Ramazan ayı diriliş ayıdır. İnsanın Allah’a, kendisine, ailesine ve çevresine karşı sorumluluk bilincini geliştirme, dinamik, canlı ve sağlam bir toplumsal yapıyı oluşturmaya yönelik bir iklimden dolayı da gönle düşen cemreler gibidir. Ramazan Ayı münhasıran oruç ibadeti, sahur ve iftarları, beş vakit namazla birlikte teravih namazı, Kur’an ve hatim tilavetleri ile huzur dolu dua, niyazları ile müminleri yeniden canlandırdığı, heyecanlandırdığı bereketli aydır. Bu ayın kendine has bir iklimi var. Üzerimize yağan güz yağmurları gibi, kararmaya ve katılaşmaya yüz tutmuş kalplerimiz Allah’ın Rahmetiyle arınıyor, hane ve sofralar bereketleniyor sevgi, merhamet ve yardımlaşma duygusu toplumu kuşatıyor.

Ramazan ayı Orucu İslamiyet’in beş şartından bir tanesidir. Cennetin "reyhan" adlı kapısından ancak "oruç" tutanların gireceği bizlere bildirilmektedir. Onun için Ramazan, Kur’an, oruç ve sabır ayıdır. Kim bu ayın faziletine inanarak rahmet, mağfiret ve bereketinden istifade ederek ve mükâfatını Allahtan ümit ederek, orucunu tutarsa geçmiş günahlarının bağışlanacağı ayet ve hadislerde belirtilmiştir.  “Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü telâdan bekleyerek oruç tutanın günahları af olur.” (Buhari)

Rahmeti bol Ramazan ikliminde Müminler; Kur’an ve Oruç bereketiyle, “İyilik ve hayırlarda yarış..” emrine uyarak zekât, fitre, infak ve hayır yarışında yoğunlaşarak, bu ayın bereketi ile Allah’ın rızasını umarlar. Böylece müminler arasında gerçekleşen sosyal adalet, birlik ve beraberlik, sevgi ve kardeşlik duygusu gelişir. Bu yücelişin sonucunda toplumsal dirilişe, geleceğe yönelik umutlarımız artar ve güçlenir.

Ramazanda yapılacak olan en önemli işler; ibadet, hayır ve hasenattır. Yoksa Ramazan değişik eğlencelerle, festivallerle, oyunlarla insanları camilerden, ibadetten uzaklaştırmaya ve israfa yönelik olmamalıdır! Ramazanda yapılacak olan en önemli iş eğlenceymiş gibi göstermek, halkın düşüncesinde bu şekilde tutulması, halkımızı camilerden uzaklaştırmaktadır. Ramazanda da eğlence olabilir ancak bunların sınırları bellidir. Ramazan deyince eğlence değil ibadet akla gelmelidir! Gençlere de böyle lanse edilmelidir. Hâlbuki biz gençlerimize, yavrularımıza Ramazanın, namazın, teravihin, orucun faziletini, Kur`an okumanın faziletini aşılamamız, onları teşvik etmemiz gerekirken böyle eğlence bölümünün çok fazlaca gündemde tutulması doğru değildir. Bu konuda medyamızın da sorumluluk bilinci içinde hareket etmesi faydalı olacaktır.

Ramazanla birlikte haneleri ve çocukları da büyük bir heyecan dalgası kaplar. Kadın erkek, zengin fakir, büyük küçük herkes aynı manevî iklimde soluklanır, huzur bulur… Camiler şenlenir, teravih namazı saflarında insanları buluşturur, gönül kapıları açılır, manevi iklimde hayat bulur insan…

Öncelikle Tüm ibadetlerde bedeni, ruhsal, sosyal faydalar olduğunu bilmek gerekir. Oruç bize bir olmanın, mutlu yaşamanın yolunu da öğretir. Yardım edenlerle, yardım görenlerin kardeşçe, dostça yaşadığı bir toplumu oluşturur. Kendimiz kadar, ailemiz kadar, başkalarını da düşünmeyi, paylaşmayı oruç bize öğretir. Bugün toplumlar oruca muhtaçtır. Oruçtan ne kadar uzaklaşılırsa, toplumlar o kadar dejenere, sağlıksız, hayasız ve mutsuz olurlar.

Millet olarak yaptığımız en büyük hata, dini dünyevileştirmek olmuştur. Dünyevi hayatı uhrevi hayata tercih etmek, içimizdeki boşluğun çapını her geçen gün daha da büyütmüştür. Orucu tuttuğu halde orucun ruhunu, namazı kıldığı halde namazın ruhunu sosyal hayata yansıtmayan insanlar var. Ya Rabbi! Bütün ibadetlerimizin put haline gelmesinden; namazlarımızın merasime, oruçlarımızın açlığa, haccımızın seyahate, ibadetlerimizin âdete dönüşmesinden sana sığınırız, Kur’ an-ı; diri yerine ölülere, mezarlara hitap etmekten, bizleri koru muhafaza eyle…

Bugün içi boşaltılmış, maneviyattan uzak düşmüş, sırf kuru bir gelenek olarak yaşatılan ramazanlardan uzak olmalıyız! Sadece dilimizle değil gönlümüzle, bedenimizle, ruhumuzla Allaha yaklaşmanın, rızasını kazanmanın gayretinde olmak için ramazan ayını bir fırsat saymalıyız. Dededen, babadan kulaktan dolma, uydurulmuş bir dini anlayışla değil, indirilmiş Kuranın mesajlarını uygulayarak ve Kuran merkezli bir yaşantı tarzını benimseyerek iki dünyamızı mutlu ve mamur kılmalıyız.

Sadece dilimizle değil gönlümüzle, bedenimizle, ruhumuzla Allaha yaklaşmanın, rızasını kazanmanın gayretinde olarak ramazan ayını bir fırsat saymalıyız. İnsanların kalbine sevgi ve mutluluk koymayı, sevindirmeyi, elinden tutmayı, yardım ederek iki dünya mutluluğuna ermeyi düşünmeliyiz.

Gönüllerimiz ramazanın bereketli yağmurlarıyla arınsın ve bağışlanmamıza vesile olsun. Ramazan Ayının milletimiz ve İslam Âlemi’ne huzur, barış mutluluk getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

Kategori: