KURAN DİLİNDEN ELÇİLERİN YAŞAMLARI (11)

Elçilerin yaşamlarında elbette tam akıll sahipleri, kavrama yeteneği olanlar için alınacak dersler vardır. İyi bilin ki, bu Kurân uydurulmuş bir söz değildir. Ancak, sadece daha önce insanlara elçiler vasıtasıyla ulaştırılan kitapları onaylayan, dine ait her şeyi ayrıntılı açıklayan, insanlar için bir yol gösterme, rehber ve rahmettir. (Yusuf/111)
10 Nisan, 2015 - 20:21 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A

Yüce yaratıcı sonsuz merhametinin bir gereği olarak, evreni emrine amade kıldığı ve akıl ve seçim yeteneği verdiği biz kullarına elçi gönderip ilahi mesajlarıyla uyarmadan insanları sorumlu tutmamıştır. Yaşamın tüm alanlarında iyi, güzel ve doğru olan şeyleri ve eylemleri açıklamış; yine yanlış olan, evrene ve insanlara zarar verecek olan eylemleri açıklamış, helal ve haramlarını bildirmiştir. "Biz hiç bir ülkeyi, uyarıcıları gelmeden imha etmedik. Her topluma öğüt verilip hatırlatma yapılmıştır. Biz hiçbir zaman zalim olmadık. (Şuara/208-209) "Kim, kılavuzlanan doğru yolu bulursa, sırf kendi iyiliği için kılavuzlanan doğru yolu bulmuştur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı başkasının yükünü çekmez. Biz, bir elçi göndermedikçe, yaptıkları kötülükler nedeniyle hiç kimseye azap etmeyiz".  (İsra/15) "İnkâr edenler: “Elçiliğini iddia eden bu kişi, Rabbinden bize bir alâmet, kanıt, gösterge getirse ya!” dediler. Onlara ilk sahifelerde olan apaçık deliller gelmedi mi? Ve eğer Biz, onları bundan önce yaptıkları kötü işler yüzünden bir azap ile değişime, yıkıma uğratmış olsaydık, kesinlikle “Ey Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce Senin âyetlerine uysaydık!” diyeceklerdi." (Taha/133-134)  "Ey gizli, âşikar, geleceğin, bugünün insan topluluğu! Size mesajlarımı, kanıtlarımı, göstergelerimi,  âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran kendi içinizden elçiler gelmedi mi? Onlar, “Kendi aleyhimize şâhitiz” dediler. Bu geçeci dünya yaşamı onları aldattı ve onlar kendilerinin kesinlikle enkarcılar; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenlerin ta kendisi olduklarına şâhitlik ettiler. İşte bu; Rabbinin, halkı ilgisiz, bilgisiz iken, ülkeleri haksız yere değiştiren, yıkıma uğratan biri olmayışının kanıtıdır.". (Enam/130-131)                                                                                       

Ayetlerin açık beyanlarında görüldüğü üzere, insanları her kanuda aydınlatan ve uyaran Allah, bütün bu uyarılarına, hatırlatmalarına, öğütlerine ve tavsiyelerine karşın, doğruya gelmemekte direnenleri, kendisine şirk koşanları, zulmedenleri ve yeryüzünde fesat çıkartanları, bozgunculuk yapanları ve terör estirenleri bir şekilde cezalandırmış ve dünyada evrensel düzeni tekrar tekrar tesis etmekten kaçınmamıştır. Rahman ve Rahim olan Allah, adlarını açıkladığı Elçilerinin yaşamlarından çeşitli örnekler vermekte,  onların ne gibi şartlar altında  inkarcılarla ve müşriklerle  ne şekilde mücadele ettiklerini, hangi sıkıntılara ve güçlüklere göğüs gerdiklerini; bazı elçilerin bazı durumlarda bunalıp Allaha'a yalvararak "Ya rabbi! Ben başarısız oldum!" dediklerini bizlere ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ve "Elçilerin yaşamlarında elbette tam akıl sahipleri, kavrama yeteneği olanlar için alacak dersler vardır" buyurumakatadır.  Şu halde Allah, elçilerinin yaşamlarının bizler tarafından çok iyi bilinmesini istiyor demeketir. İlk Elçi İdirs a.s.'dan başlayarak Kuran'da adları geçen elçilerin yaşamlarını anlatmaya devam ediyoruz:

MUHAMAMED a.s. (1)

Ey Muhammed! Her şeyi yaratan Rabbin adına oku; öğren-öğret!Rabbin insanı embriyondan var etti, oluşturdu.                                 

Öğren -öğret! Senin Rabbin en büyük ikram sahibidir. Senin Rabbin,  kalemin yazdıklarıyla insana bilmediğini öğretendir. Şunu bil ki, gerçek kesinlikle senin düşündüğün gibi değil! Dönüş Rabbine olmasına rağmen insan, kendisini yeterli gördüğünde, öğrendiklerini Rabbinden soyutlarsa kesinlikle azar. Sürekli insanları uyararak yardımcı olmak isteyen, mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olduya; toplumu aydınlatmaya çalışan kulu Muhammed'i engelleyen kişiyi gördün mü? Hiç düşündün mü, eğer o salât eden kul, doğru yol üzerinde idiyse, Allah'a  saygılı olmayı öğütlüyorsa! (Alak/1-12)

Ey Muhammed! Asla o ortak koşucu inkarcıya boyun eğme!  Sen Allah'a saygılı ol ve sadece O'na yaklaş! (Alak/19)

Nûn!... Ey Muhammed! Kalem’i ve onların satır satır yazıp söylediklerini; efsaneleştirdiklerini kanıt gösteriyorum ki; Sen Rabbinin nimeti sayesinde, mecnun; gizli güçlerce desteklenen, deli bir kişi değilsin. Rabbi'nin iyiliğine erişmiş bir elçisin. Doğrusu senin için kesintisiz bir ödül vardır ve geerçekten sen, çok büyük bir ahlâk üzerindesin. Artık, yakında hak dinden çıkarak kendini ateşe atmış olan hanginizmiş, kimin deli olup olmadığını ileride sen de göreceksin, onlar da görecekler. Şüphesiz Rabbindir, yolundan sapanı en iyi bilen. Yine O’dur kılavuzlanarak doğru yola ermiş olanları en iyi bilen.  Ey Muhammed! O hâlde âhiret gününü yalanlayan o kişilere itaat etme; bundan böyle yalanlayanları umursama! Ortak koşucular; AraplarAllah'ın sana gönderdiği ayetleri değil de, hoşlanacakları şeylerden bahsetmeni isterler. İstediklerini yaparsan; onlara yağ çekesen, onlar da hemen sana yağ çeksinler; seni överler ve deli demezler.  Ey Muhammed! Çok yemin eden, aşağılık, alaycı, gammaz; arkadan çekiştiren, arabozucu, kovuculuk için gezip duran, mal ve oğulları var diye hayrı engelleyen, saldırgan, günaha batmış, kaba, obur, sonra da kötülükle damgalı şu asalakların hiçbirine itaat etme. Âhireti yalanlayan o kişi, âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman: “Daha öncekilerin masalları” dedi. Yakında Biz onun burnunu sürteceğiz. (Kalem/1-16)

Ey Muhammed! Sor bakalım âhireti yalanlayan; ortak koşan o kişilere, içlerinden böyle bir şeyi hangisi garanti etmektedir? Yoksa onların ortakları mı var? O hâlde ortaklarını getirsinler, eğer doğrulardan iseler. (Kalem/40-41)

Ey Muhammed! Bu hadisi; Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak! Biz onları bilmedikleri; ummadıkıları yerden yakalayacağız. Ben, onlara mühlet veririm; süre tanırım, çünkü Benim plânım zordur; sağlamdır. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır borç altında mı eziliyorlar? Yoksa görmedikleri, bilmedikleri şeyler, gelecekte olacak olaylar yanlarında da onu onlar mı yazıyorlar? Ey Muhammed! Rabbinin kararı için sabret, bunalan kişi, balığın dostu Yunus gibi olma. Hani o, bir kez aşırı bunaldığında Rabbine seslenmişti, yakarmıştı. Eğer Rabbinden o’na bir iyilik ulaşmasaydı, kınanmış bir durumda, boş bir yere atılacaktı. Ancak, Rabbi o’nu seçti; bağışladı ve sonra da iyilerden biri yaptı. (Kalem/44-48)

Ey evine kapanan; örtünüp bürünenerek yatan Muhammed! Bazı gecelerde gecenin ortasına yakın bir vakitte kalk ve Kuran'ı özümleye özümleye okuyarak üzernide düşün. Kendine indirilmekte olan Kurân’ı da tebliğ ederken düzgünce düzene koy! Çünkü Biz, senin üzerine çok ağır bir söz; Kur’ân’ı bırakacağız, meşakkatli ve çok ağır bir sorumluluk yükleyeceğiz. Kuşkusuz geceleri kalkıp düşünmen bu ağır sorumluluğa ruhsal ve zihinsel olarak hazırlanman için daha elverişli ve sana yükleyeceğim ağır sorumluluğu idrak etmen açısından daha etkilidir.  Şüphesiz gündüzde senin için uzun bir uğraşı vardır. O bakımdan gecenin ıssız ve sessiz anlarında her şeyi bırakıp Rabbini düşün ve tüm kalbinle; tüm benliğinle O’na yönel! O, doğunun ve batının; tüm yönlerin Rabbidir. O’ndan başka, tanrı diye bir şey yoktur. Bu nedenle O’nu vekil et; “tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan” olarak tanı! Onların söylediklerine; söyleyeceklerine de sabret.  Güzel bir ayrılışla onlardan ayrıl; sıyrıl!  Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak! Birazcık süre tanı onlara; sen onlara şimdilik aldırma! (Müzemmil/1-11)

Ey Muhammed! Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin gece yarısından önce veya sonra kalkıp düşüne düşüne Kuran okuduğunu biliyor. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyledir. Allah, geceyi de, gündüzü de ölçüye bağlar. Sizin bu işi kolaylıkla yapamayacağınızı bildi de sizin için bu görevi hafifletti. O hâlde Kurân’dan kolay geleni öğrenin, öğretin! Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah’ın fazlından bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O hâlde ondan kolay geleni öğrenin, öğretin! Salât’ı; mâli ve zihinsel destek; toplumu aydınlatma kurumlarını kurun, bunları ayakta tutun, zekat’ı verin! Güzel bir ödünçle Allah’a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan af dileyin! Hiç kuşkusuz Allah çok affedici, çok merhamet edicidir. (Müzemmil/20)

Ey örtüye bürünen, göreve hazır kişi! Kalk! Hazırlan! Hemen çık ve uyar! Rabbinin en büyük olduğunu ilân et; anlat. Kişiliğini lekeleme; temiz tut, bilincini ve giysilerini temizle! Şaibeden hemen uzaklaş, pisliği hemen uzaklaştır, yaptığın iyiliği çok bularak başa kakma! Yalnız Rabbin için sabret; Rabbin adına göğüs gererek çaba göster! (Müddessir/1-7)

Ey ortak koşucular; Araplar! Arkadaşınız Muhammed delirmiş, gizli güçler tarafından desteklenen biri değildir. Yemin olsun! Muhammed, o üstün otoritenin sahibi Allah'ı apaçık ufukta gördü. Muhammed, kimsenin görmediği, duymadığı, sezmediği, kendisine verilen vahiyler hakkında cimri de değildir; kendisine bildirilen hiç bir haberi gizlemiyor. Muhammed'in tebliğ ettiği Kuran ayetleri kendi düşünce yetisinin ürünü olan söz de değildir; iftira edip yakıştırdığınız gibi kovulmuş şeytanın sözü değildir. (Tekvir/22-25)

Ey insan, ey muhammed! Oluşturup düzene koyan, ölçümlendirip sonra yol gösteren, otlağı çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel atığı hâline getiren Rabbinin yüce adını temize çıkar; O'nu yücelt, temize çıkar! Ey Muhammed! Bundan böyle sende bilgi birikimi sağlayıp Kuran'ı sana öğreteceğiz, onu başkalarına ulaştırtacağız, sonra da sen unutmayacaksın, terk etmeyeceksin. Ancak Allah dilerse başkadır. Kuşkusuz ki O, açığı da bilir, gizliyi de. Sana “En Kolay Olan”ı, seni en çok mutlu edecek olan şeyleri kolaylaştıracağız. Bundan dolayı sen hemen öğüt ver; eğer öğüt yarar sağlıyorsa,  sağlayacaksa; saygısı olan öğüt alacaktır. En mutsuz olacak olan kişi de ondan kaçınacaktır. O kişi, en büyük ateşe yaslanacaktır. Sonra onun içinde ne ölecek ne de hayat bulacaktır. Arınan, Rabbinin adını anıp da salât eden; mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olan; toplumu aydınlatmaya çalışan kimse kesinlikle kendini kurtarmıştır. Fakat siz şu basit dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret daha hayırlı ve devamlı kalıcıdır. 9Şüphesiz bu kurtuluş reçetesi, ilk sahifelerde; İbrâhîm ve Mûsâ’nın sahifelerinde vardı. (Ala/1-19)

 

ÖZSÖZ:   

1.Tek olarak yarattığım, çırııplak dünyaya getirdiğim, kendisine hesapsız bir mal verdiğim, şâhitler olarak oğullar verdiğim, kendisi için alabildiğine imkânlar döşediğim kişiyi Benimle başbaşa bırak! (Müddessir/11-14)

1. Ey Muhammed!  Sana, Sâat’i; kıyâmetin ne zaman kopacağını soruyorlar: “Ne zaman gelip çatacak?”  De ki: “Onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onun vaktini Kendisinden başkası açıklayamaz. Onun vaktini bilmek, göklerde ve yerde ağır basmıştır; bilinemez olmuştur. O size ansızın gelir.” (Araf/187)

CUMA ALİ YÜREKLİ

------------------------------------------

"BÜYÜK HABER Tanrı'nın Sönmeyen Aydınlığı" adlı kitabım 'e-kitap olarak' yayımlandı. Siz kıymetli okuyucularımın bilgilerine sunarım. Saygı ve selamlarımla.

Elektronik pasta adresi:

http://www.ekitapyayincilik.com/collections/turkce-kitaplar/products/buyuk-haber-tanri-nin-sonmeyen-aydinligi

Kategori: