KURAN DİLİNDEN ELÇİLERİN YAŞAMLARI (14)

"Elçilerin yaşamlarında elbette tam akıl sahipleri, kavrama yeteneği olanlar için alınacak dersler vardır. İyi bilin ki, bu Kurân uydurulmuş bir hadis; söz değildir. Ancak, sadece daha önce insanlara elçiler vasıtasıyla ulaştırılan kitapları onaylayan, dine ait her şeyi ayrıntılı açıklayan, insanlar için bir yol gösterme, rehber ve rahmettir. " (Yusuf/111)
22 Nisan, 2015 - 13:58 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A

Yüce Yaratıcı sonsuz merhametinin bir gereği olarak evreni emrine amade kıldığı, akıl ve seçim yeteneği verdiği biz kullarına elçi gönderip ilahi mesajlarıyla uyarmadan insanları sorumlu tutmamıştır. Yaşamın tüm alanlarında iyi, güzel ve doğru olan şeyleri ve eylemleri; yine yanlış olan, evrene ve insanlara zarar verecek olan eylemleri açıklamış, helal ve haramlarını bildirmiştir.

 "Biz hiç bir ülkeyi, uyarıcıları gelmeden imha etmedik. Her topluma öğüt verilip hatırlatma yapılmıştır. Biz hiçbir zaman zalim olmadık. (Şuara/208-209) "Kim, kılavuzlanan doğru yolu bulursa, sırf kendi iyiliği için kılavuzlanan doğru yolu bulmuştur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Hiçbir yük taşıyıcı başkasının yükünü çekmez. Biz, bir elçi göndermedikçe, yaptıkları kötülükler nedeniyle hiç kimseye azap etmeyiz".  (İsra/15) "İnkâr edenler: “Elçiliğini iddia eden bu kişi, Muhammed Rabbinden bize bir alâmet, kanıt, gösterge getirse ya!” dediler. Onlara ilk sahifelerde olan apaçık deliller gelmedi mi? Eğer Biz, onları bundan önce yaptıkları kötü işler yüzünden bir azap ile değişime, yıkıma uğratmış olsaydık, kesinlikle “Ey Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce Senin âyetlerine uysaydık!” diyeceklerdi." (Taha/133-134)  "Ey gizli, âşikar, geleceğin, bugünün insan topluluğu! Size mesajlarımı, kanıtlarımı, göstergelerimi,  âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran kendi içinizden elçiler gelmedi mi? Onlar, “Kendi aleyhimize şâhitiz” dediler. Bu geçici dünya yaşamı onları aldattı ve onlar kendilerinin kesinlikle enkarcılar; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenlerin ta kendisi olduklarına şâhitlik ettiler. İşte bu; Rabbinin, halkı ilgisiz, bilgisiz iken, ülkeleri haksız yere değiştiren, yıkıma uğratan biri olmayışının kanıtıdır.". (Enam/130-131)                                                                                       

Ayetlerin açık beyanlarında görüldüğü üzere, insanları her kanuda aydınlatan ve uyaran Allah, bütün bu uyarılarına, hatırlatmalarına, öğütlerine ve tavsiyelerine karşın, doğruya gelmemekte direnenleri, kendisine şirk koşanları, zulmedenleri ve yeryüzünde fesat çıkartanları, bozgunculuk yapanları ve terör estirenleri bir şekilde cezalandırmış ve dünyada evrensel düzeni tekrar tekrar tesis etmiştir. Rahman ve Rahim olan Allah, adlarınııkladığı Elçilerinin yaşamlarından çeşitli örnekler vermekte,  onların ne gibi şartlar altında  inkarcılarla ve müşriklerle  ne şekilde mücadele ettiklerini, hangi sıkıntılara ve güçlüklere göğüs gerdiklerini; bazı elçilerin bazı durumlarda bunalıp Allah'a yalvararak "Ya rabbi! Ben başarısız oldum!" dediklerini bizlere ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ve "Elçilerin yaşamlarında elbette tam akıl sahipleri, kavrama yeteneği olanlar için alacak dersler vardır" buyurmaktadır.  Şu halde Allah, elçilerinin yaşamlarının bizler tarafından çok iyi bilinmesini istiyor demeketir. İlk Elçi İdirs a.s.'dan başlayarak Kuran'da adları geçen elçilerin yaşamlarını anlatmaya devam ediyoruz:

MUHAMAMED a.s. (4)

Ey Muhammed! Biz, sana geçmiş olan şeylerin önemli haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir Öğüt ve hatırlatma olan Kuran'ı verdik. Kim Bizim verdiğimiz Öğüt'ten Kitap'tan; Kuran'dan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü; Sûr'a üflendiği gün, sürekli içinde kalacakları bir yük yüklenecektir.  Hesap günü onlar için bu ne fena bir yüktür! Biz suçluları o gün, gözleri gövermiş olarak toplayacağız. Aralarında fısıldaşarak: “Siz dünyada sadece ‘on gün’ kaldınız.” Biz onların kendi aralarında ne konuşacaklarını daha iyi biliriz. Yolca en üstün olan “Siz ancak bir gün kaldınız” diyecektir. (Taha/99-104)

Ey Muhammed! İşte böylece Biz Allah'ın koruması altına girsinler yahut onlara yeni bir öğüt oluştursun diye Kitabı Arapça bir Kuran olarak indirdik. Onda tehditlerden tekrar tekrar açıklama yaptık. İşte hak olan, biricik hükümdar olan Allah ne yücedir! Onun vahyi sana tamamlanmadan evvel, okumayı, öğretmeyi acele etme ve “Rabbim, bana bilgiyi artır!” de. (Taha/113-114)

İnkâr edenler, ortak koşucular: “Elçiliğini iddia eden bu kişi, Muhammed Rabbinden bize bir alâmet, gösterge, kanıt  getirse ya!” dediler. Onlara ilk sahifelerde olan apaçık deliller gelmedi mi? Eğer Biz, onları bundan önce bir azap ile değişime, yıkıma uğratsaydık, kesinlikle “Ey Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce Senin âyetlerine uysaydık!” diyeceklerdi. Ey Muhammed! De ki: “Herkes beklemektedir. Siz de bekleyiniz. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin kılavuzlandığı doğru yolu bulduğunu yakında;  olacak o vaka olduğu zaman (Ki o vakanın oluşu için yalan söyleyen yoktur. O vaka, alçaltıcıdır, yükselticidir. Yeryüzü şiddetle sarsıldıkça sarsıldığı ve dağlar ufalandıkça ufalanıp da toza dumana dönüşüverdiği zaman ve sizler üç eş sınıf olduğunuz zaman ((Vakıa 1-7)) bileceksiniz. (Taha/133-135)

Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler malûm bir günün belli vaktinde, randevu yerine kesinlikle toplanacaklardır. Sonra şüphesiz siz, ey sapıklar, yalanlayıcılar!  Kesinlikle zakkumdan bir ağaçtan yiyeceksiniz de karınlarınızı onunla dolduracaksınız. Sonra da onun üstüne kaynar su içeceksiniz. Hem de susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.” İşte bu, din gününde onların ziyafetleridir. (Vakıa/49-55)

Ey Muhammed! Ortak koşucular inanmıyorlar diye neredeyse üzüntüden kendini tüketiyorsun! Biz isteseydik inkarcıların üzerine gökten bir işaret indirirdik de, onu gördüklerinde çaresiz boyunlarını eğip kalırlardı. (Şuara/3-4)

Ey Muhammed! Ortak koşuculara düşünmeleri için İbrahim'in başından geçenleri de anlat. (Şuara/69)

Kuşkusuz  bu apaçık kitap ,Kuran kesinlikle âlemlerin Rabbinin indirmesidir.O apaçık kitapla, uyarıcılardan olasın diye apaçık bir Arapça lisan ile senin kalbine Güvenilir Can; ilâhi mesajlar, güvenilir bilgi indi. 196Ve şüphesiz Güvenilir Can [güvenilir bilgi], kesinlikle öncekilerin kitaplarında da vardı. (Şuara/192-195)

Ey Muhammed! O hâlde sakın Allah ile beraber başka ilâha yalvarma, sonra azaplandırılmışlardan olursun. Sana en yakın olan kabilelerini, oymağını uyar. Ve müminlerden sana uyan kimselere kanadını indir, onlara içtenlikle davran. Şâyet sana isyan ederlerse, “Şüphesiz ben sizin yaptıklarınızdan kesinlikle uzağım” de. Sen kalktığın; elçilik görevini yapmak için tek başına ortaya çıktığın ve boyun eğip teslimiyet gösterenler arasında dolaştığın zaman seni gören en üstün, en güçlü, en şerefli, yenilmesi mümkün olmayan, mutlak galip olan, engin merhamet sahibine sonucu havale et. üphesiz ki Allah, en iyi işiten, en iyi bilendir. (Şuara/213-220),

Ey Muhammed! Hiç kuşkusuz sen bu Kuran'ı Hakim ve Alim, bilge ve her şeyi bilen Allah'tan almaktasın. (Neml/6)

Ey Muhammed! De ki: “Tüm övgüler, Allah'a mahsustur; O'ndan başkası övülemez. Esenlik, güvenlik de seçip arı-duru hâle getirdiği kullarınadır. Allah mı hayırlıdır, yoksa onların ortak koştuğu şeyler mi?” (Neml/59)

Ey Muhammed! De ki: “Gaybi; göklerde ve yerde görülmeyeni, duyulmayanı, sezilmeyeni, geçmişi, geleceği Allah'tan başka kimse bilmez." Onlar, ne zaman diriltileceklerinin bilincine varmazlar. (Neml/65)

Ey Muhammed! De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da suçluların, ortak koşucuların sonlarının nasıl olduğuna bir bakın!” Sen onlara karşı hüzne de kapılma ve onların kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da sıkıntı içinde olma! Onlar, “Eğer doğru kimseler iseniz, bu tehdit olarak söylenen söz, azap ne zaman?” diyorlar. De ki: “Belki de çabuklaştırmakta olduğunuzun bir kısmı size yetişmiştir bile.” (Neml/69-72)

Ey Muhammed! Sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip doğru yolu gösterici de değilsin; sen ancak, teslim olup âyetlerimize, Kuran'a iman edenlere  dinletebilirsin. (Neml/81)

Ey Muhammed! Sen, “Ben ancak her şeyin sahibi olan ve burayı dokunulmaz kılan Mekke'nin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Ben Müslüman olmamla ve Kuran'ı okuyup izlememle emrolundum. Artık kim kılavuzlanan doğru yola düşerse, yalnız kendisi için kılavuzlanan doğru yola düşmüş olur; kim de saparsa hemen ‘Ben sadece uyarıcılardanım.' Bütün övgüler Allah'a mahsustur; başkası övülemez. O, âyetlerini, alâmetlerini, göstergelerini size gösterecek de siz onları tanıyacaksınız” de. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. (Neml/91-93)

Ey Muhammed! Biz, iman edecek ve ders alacak bir toplum için Musa ve Firavun'un önemli haberlerinden bir kısmını sana hak ile okuyoruz, takip ettiriyoruz, anlatıyoruz.  (Kasas/3)

Ey Muhammed!  Biz, elçilikle görevlendirmek üzere Musa'yı çağırıp buyruklarımızı vahyettiğimiz, bildirdiğimiz zaman sen batı yönünde değildin. Orada hazır bulunanlardan, görenlerden de değildin. (Kasas/44)

 

Ey Muhammed! De ki: “Eğer doğru kimseler iseniz, hemen Allah katından bana ve Musa'ya inen kitaplardan daha çok doğruya kılavuz olan bir kitap getirin de ben de ona uyayım!” Buna rağmen eğer sana cevap vermezlerse, bil ki onlar, yalnızca heveslerine uymaktadırlar. Allah'tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık [şaşkın, aşağı] kim olabilir? Kesinlikle Allah şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapan topluma yol göstermez. Andolsun Biz, Söz'ü [vahyi/Kur’ân'ı] öğüt alırlar diye birbiri ardınca yolladık.

52Sözden [vahiyden/Kur’ân'dan] önce kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler; onlar, Söz'e [vahye/Kur’ân'a] de inanırlar.

53Ve onlara o Söz [vahy/Kur’ân] okunduğu zaman onlar, “Biz, ona inandık. Şüphesiz o, Rabbimizden gelen gerçektir. Kesinlikle biz, ondan önce müslüman olanlardık” dediler. (Kasas/49-53)

56Kesinlikle sen sevdiğini kılavuzlanan doğru yola iletemezsin; ama Allah dilediğine doğru yolu gösterir ve O, kılavuzlanan doğru yolu kabullenecek olanları daha iyi bilir. (Kasas/56)

Ey Muhammed! De ki: “Hiç düşündünüz mü, eğer Allah üzerinizde geceyi ta kıyâmet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size ışık getirecek ilâh kimdir? Hâlâ kulak vermeyecek misiniz?” Tekrar sor: “Hiç düşündünüz mü, eğer Allah üzerinizde gündüzü ta kıyâmet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek ilâh kimdir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” (Kasas/71-72)

Ey Muhammed! Şüphesiz ki Kuran''a uymayı sana farz kılan Allah, elbette seni kararlaştırılmış yere  döndürecektir. De ki: “Benim Rabbim, kimin doğru yol kılavuzu ile geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu daha iyi bilendir.” Sen Kitab'ın sana vahyedileceğini, indirileceğini ummuyordun. O, ancak Rabbinden bir rahmet olarak verildi. Öyleyse sakın kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenlere arka çıkma, onlara yardımcı olma! Ortak koşanlar sana ayetlerimiz indirildikten sonra, sakın seni Allah'ın âyetlerinden alıkoymasınlar, Kuran'dan saptırmasınlar! Sen Rabbine davet et. Asla ortak koşanlardan olma! Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O'nun Zatından başka her şey yok olacaktır. Yasa; ilke, yalnızca O'nundur. Siz de ancak O'na döndürüleceksiniz.  (Kasas/85-88)

ÖZSÖZ:  

1. Ey Muhammed! Sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip doğru yolu gösterici de değilsin; sen ancak, teslim olup âyetlerimize, Kuran'a iman edenlere  dinletebilirsin. (Neml/81)

2. Ey Muhammed! De ki: “Gaybi; göklerde ve yerde görülmeyeni, duyulmayanı, sezilmeyeni, geçmişi, geleceği Allah'tan başka kimse bilmez." Onlar, ne zaman diriltileceklerinin bilincine varmazlar. (Neml/65)

 

CUMA ALİ YÜREKLİ

------------------------------------------

"BÜYÜK HABER Tanrı'nın Sönmeyen Aydınlığı" adlı kitabım 'e-kitap olarak' yayımlandı. Siz kıymetli okuyucularımın bilgilerine sunarım. Saygı ve selamlarımla.

Elektronik pasta adresi:

http://www.ekitapyayincilik.com/collections/turkce-kitaplar/products/buyuk-haber-tanri-nin-sonmeyen-aydinligi

 

Kategori: