KURAN DİLİNDEN ELÇİLERİN YAŞAMLARI (17)

10 Haziran, 2015 - 09:43 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A

"Elçilerin yaşamlarında elbette tam akıl sahipleri, kavrama yeteneği olanlar için alınacak dersler vardır. İyi bilin ki, bu Kurân uydurulmuş bir söz değildir. Ancak, sadece  daha önce insanlara elçiler vasıtasıyla ulaştırılan kitapları onaylayan, dine ait her şeyi ayrıntılı açıklayan, insanlar için bir yol gösterme, rehber ve rahmettir. "   (Yusuf/111)

 

Yüce yaratıcı sonsuz merhametinin bir gereği olarak, evreni emrine amade kıldığı ve akıl ve seçim yeteneği verdiği biz kullarına elçi gönderip ilahi mesajlarıyla uyarmadan insanları sorumlu tutmamıştır. Yaşamın tüm alanlarında iyi, güzel ve doğru olan şeyleri ve eylemleri açıklamış; yine yanlış olan, evrene ve insanlara zarar verecek olan eylemleri açıklamış, helal ve haramlarını bildirmiştir. "Biz hiç bir ülkeyi, uyarıcıları gelmeden imha etmedik. Her topluma öğüt verilip hatırlatma yapılmıştır. Biz hiçbir zaman zalim olmadık. (Şuara/208-209) "Kim, kılavuzlanan doğru yolu bulursa, sırf kendi iyiliği için kılavuzlanan doğru yolu bulmuştur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı başkasının yükünü çekmez. Biz, bir elçi göndermedikçe, yaptıkları kötülükler nedeniyle hiç kimseye azap etmeyiz".(İsra/15)  "İnkâr edenler: “Elçiliğini iddia eden bu kişi, Rabbinden bize bir alâmet, kanıt, gösterge getirse ya!” dediler. Onlara ilk sahifelerde olan apaçık deliller gelmedi mi? Ve eğer Biz, onları bundan önce yaptıkları kötü işler yüzünden bir azap ile değişime, yıkıma uğratmış olsaydık, kesinlikle “Ey Rabbimiz! Bize bir elçi gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce Senin âyetlerine uysaydık!” diyeceklerdi." (Taha/133-134)  "Ey gizli, âşikar, geleceğin, bugünün insan topluluğu! Size mesajlarımı, kanıtlarımı, göstergelerimi,  âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran kendi içinizden elçiler gelmedi mi? Onlar, “Kendi aleyhimize şâhitiz” dediler. Bu geçeci dünya yaşamı onları aldattı ve onlar kendilerinin kesinlikle enkarcılar; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenlerin ta kendisi olduklarına şâhitlik ettiler. İşte bu; Rabbinin, halkı ilgisiz, bilgisiz iken, ülkeleri haksız yere değiştiren, yıkıma uğratan biri olmayışının kanıtıdır.". (Enam/130-131) Ayetlerin açık beyanlarında görüldüğü üzere, insanları her kanuda aydınlatan ve uyaran Allah, bütün bu uyarılarına, hatırlatmalarına, öğütlerine ve tavsiyelerine karşın, doğruya gelmemekte direnenleri, kendisine şirk koşanları, zulmedenleri ve yeryüzünde fesat çıkartanları, bozgunculuk yapanları ve terör estirenleri bir şekilde cezalandırmış ve dünyada evrensel düzeni tekrar tekrar tesis etmekten kaçınmamıştır. Rahman ve Rahim olan Allah, adlarınııkladığı Elçilerinin yaşamlarından çeşitli örnekler vermekte,  onların ne gibi şartlar altında  inkarcılarla ve müşriklerle  ne şekilde mücadele ettiklerini, hangi sıkıntılara ve güçlüklere göğüs gerdiklerini; bazı elçilerin bazı durumlarda bunalıp Allaha'a yalvararak "Ya rabbi! Ben başarısız oldum!" dediklerini bizlere ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ve "Elçilerin yaşamlarında elbette tam akıl sahipleri, kavrama yeteneği olanlar için alacak dersler vardır" buyurmaktadır.  Şu halde Allah, elçilerinin yaşamlarının bizler tarafından çok iyi bilinmesini istiyor demeketir. İlk Elçi İdirs a.s.'dan başlayarak Kuran'da adları geçen elçilerin yaşamlarını anlatmaya devam ediyoruz:

 

MUHAMAMED a.s. (7)

Ey Muhammed! şimdi sen,  inkarcılar “Ona bir hazine indirilse ya da beraberinde bir melek gelse ya!” diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terk edecek oluyorsun ve bundan dolayı göğsün daralıyor. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeyi belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayandır. Aslında onlar, “Kuran'ı kendisi uydurdu” diyorlar. Ey Muhammed! De ki: “Öyleyse, eğer doğrulardan iseniz, uydurma olarak da olsa, bu Kuran benzeri on sûre getirin, Allah'ın astlarından gücünüzün yettiği kişileri de çağırın.” Yok, eğer bunun üzerine onlar, size cevap vermedilerse, artık bilin ki, Kuran ancak Allah'ın bilgisiyle indirilmiştir. Allah'tan başka ilâh diye bir şey yoktur. Artık siz Müslüman oluyor musunuz? (Hud/12-14)

Ey Muhammed! Ortak koşucular, 'Bize anlattığı Nuh ile inkarcı halkı arasındaki tarihi tartışmayı Muhammed'in kendisi uydurdu' mu diyorlar? De ki: “Eğer bunu ben uydurduysam günahından ben sorumlu olacağım. ama siz de işlediğiniz günahlardan sorumlu olacaksınız. Ben sizin günahlarınızdan sorumlu değilimi.'  (Nuh/35)

Ey Muhammed! İşte bu tarihsel olaylar, sana bilriddiğimiz geçmişte yaşanan haberlerdendir.  Bunları sen ve toplumun daha önce bilmiyordunuz. Şu hâlde sen de tüm güçlüklere göğüs gererek uyarmana devam et! Kuşkusuz sonuç, Allah'ın koruması altına girmiş olan kişilerindir. (Hud/49)

Ey Muhammed! Ortak koşucu insanların kulluk ettikleri, taptıkları  şeylerin hiç bir yararı olmadığından asla kuşkun olmasın! Onların ataları daha önce nasıl kulluk ediyor idiyse bunlar da öyle kulluk ediyorlar. Şüphesiz Biz de kendilerine nasiplerini kesinlikle eksiksiz öderiz. (Nuh/109)

Ey Muhammed! Elçilerin haberlerinden kalbini yatıştıracak olanlardan hepsini sana kıssa olarak anlatıyoruz. Bu haberlerde sana gerçeğin bilgisi, müminlere de aydınlatma, öğüt ve uyarı gelmiştir. gelmiştir. (Hud/109)

İnanmayan o kişilere de ki: “Elinizden geleni geri koymayın! Şüphesiz biz görevimizi yapmaya devam edeceği. Bekleyin! Şüphesiz biz beklemekteyiz.”

Göklerin ve yerin görülmeyeni, duyulmayanı, sezilmeyeni, geçmişi, geleceği sadece Allah'a aittir. Tüm işler ve oluşlar eninde sonunda  yalnızca Allah'a döner. O hâlde ey Muhammed! yalnızca Allah'a  kulluk et ve sadece O'na sonucu güven, O'na  havale et. Kuşkusuz  Rabbin, sizin yapmakta olduklarınızdan habersiz, bunlara duyarsız değildir. (Hud/120-123)

Ey Muhammed! Kuşkusuz ki, Biz bu Kitabı akledersiniz diye diliniz Arapça olduğu için Arapça bir Kuran olarak indirdik. Sana bu Kuran'ı  Arapça olarak vahyetmekle Biz, önceki milletlerin ve  elçilerin haberlerini anlayabileceğiniz en güzel bir anlatımla sana bildiriyoruz. Hâlbuki sen, bundan önce kesinlikle bu konu hakkında duyarsızdın,  bilgisizlerdendin. (Yusuf/1-3)

Ey Muhammed! İşte bu, sana vahyettiğimiz görmediğinin, duymadığının, bilmediğinin haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklarına karar verip kötü plân yaparlarken sen onların yanında değildin. Ey Muhammed! Sen şiddetle arzulasan da, ne kadar çok istesen de insanların çoğu iman ediciler değildir. Halbu ki sen, Kuran ayetlerini anlatarak elçilik görevini yaptığın için halktan herhangi bir ücret deistemiyorsun. Halbu ki bu Kuran tüm insanlar için sadece bir, uyarıdır, öğüttür. (Yusuf/102-104)

Ey Muhaammed! De ki: “İşte bu, benim yolumdur; aklın, bilginin, sağduyunun gereği olarak Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar… Ve Allah arınıktır. Ve ben ortak koşanlardan değilim.” İnsanlar, senin bir insan olarak elçiliğini kabul etmeyip bir melek mi bekliyorlar?Halbu ki, Biz senden önce de yalnızca, kentlerin kendi halkından, kendilerine vahyettiğimiz birtakım olgun kişileri elçi olarak gönderdik. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip dolaşmadılar mı? Ki kendilerinden önce gelip geçenlerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar! Elbette âhiret yurdu Allah'ın koruması altına giren kişiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

Ne zaman ki gönderdiğimiz elçiler ümit kesecek hâle gelince ve kendilerinin yalanlandıkları kanaatine varınca, kendilerine yardımımız geldi. Sonra da dilediklerimiz kurtarıldı. Ve suçlular topluluğundan Bizim azabımız geri çevrilemez. Andolsun ki Yûsuf, babası, kardeşleri kıssalarında kavrama yeteneği olanlar için bir ibret vardır. Kuran, uydurulan bir söz değildir. Ancak sadece, içinde konu edilenlerin doğrulaması, inananlar için her şeyin ayrıntılı açıklaması, bir yol gösterme ve rahmettir.” (Yusuf/108-111)

Ey Muhammed! İnkarcıların 'keşke biz de Allah'a teslim olsaydık!' diyecekleri gün gelecektir. Şimdi bırak onları yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar... Mutlaka o gün gerçeği öğreneceklerdir. (Hicr/2-3)

Hiç kuşkusuz Biz, Kuran'ı Biz indirdik, Biz. Ve kesinlikle Biz, onun için koruyucularız. Ey Muhammed! Andolsun ki Biz, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.(Hicr/9-10)

Ey Muhammed! Kullarıma, kuşkusuz Benim çok bağışlayıcı ve pek merhamet edicinin ta kendisi olduğumu, Benim azabımın da, çok acıklı bir azabın ta kendisi olduğunu önemle haber ver! Ve kullarıma, İbrâhîm'in misafirlerinden haber ver.(Hiicr49-51)

Ey Muhammed! Biz gökleri, yeryüzünü ve aralarındaki şeyleri ancak hak, gerçek ile oluşturduk, boş yere yaratmadık! Elbette ki, o kıyâmet kesinlikle kopacaktır. Şimdi sen aldırış etme ve güzel muamele et, yumuşak davran. Kuşkusuz senin Rabbin, yaratandır, bilendir. Yemin olsun! Biz sana yedi çifti ve yüce Kuran'ı verdik. Sakın ortak koşuculardan bazılarına verdiğimiz dünya malını kıskanma ve inkarcılıklarından ötürü de üzülme! Sen inananlara karşı alçak gönüllü ol! Ve "Ben, evet ben apaçık bir uyarıcıyım!" de. Daha önceki inkarcılara olduğu gibi, Kuran'ın bir kısmını kabul edip, bir kısmını inkar ederek Kuran'ı parçalara ayıran ortak koşucu bölücülere de aynı şekilde azabımızı indireceğiz! Rabbine yemin olsun ki, ortak koşucu inkarcıların yapütıkları her şeyin hesabını soracağız. Öyleyse, sana buyurulan Kuran'ı açıkça söyle ve ortak koşuculara da aldırma. Seninle alay edenlere karşı Biz yeteriz.  Seninle alay edenler, Allah ile beraber başka tanrılar edindiler. Ama yakında bileceklir!  Yemin olsun! Ortak koşucuların sana söyledikleri şeylerden ötürü göğsünün daraldığını biliyoruz. Sen, Rabbini yüceltip coşkuyla an ve O'na saygı da kusur etme. Ve ölüm gelinceye ekadar Rabbine kulluk etmeye devam et! (Hicr/85-99)

ÖZSÖZ:  Ey Muhammed! De ki: "Siz, dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz; dindarlık derecenizi siz mi Allah’a bildireceksiniz? Oysa Allah, göklerde olanları da, yerde olanları da bilir.” Ve Allah, her şeyi çok iyi bilir. Onlar, İslâm’a girdikleri için senden minnet duymanı bekliyorlar. De ki: “İslâm’a girmeniz üzerine benden minnet beklemeyin. Tam tersi, eğer doğru kimseler iseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah’a minnet duygusu besleyin.” (Hucurat/16-17)    

O gün herkes beraberinde bir muhafız; sürücü, yönlendirici ve  bir de tanık ile Yüce Divana gelir. Allah ona buyurur: "Andolsun! Sen bundan gaflet içindeydin. İşte gözünün önünden perdeyi kaldırdık, şimdi artık gözün pek keskindir!" Yanındaki arkadaşı "İşte yanımdaki hazır!" der. Görevlilere:  " Şu inatçı nankörü, iyiliği engelleyen azgın kuşkucuyu atın cehenneme! O, dünyada Allah ile birebar başka bbir ilah edindi. Onu çetin azabın içine sokun" denir. İnkarcının yanındaki arkadaşı: "Ya Rabbî," der, "onu ben saptırmadım, kendisi zaten haktan iyice uzak bir sapıklık içinde idi." der.   Allah: "Çekişmeyin huzurumda!Çünkü Ben daha önce gelecek tehlikeyi eleçiler göndererek size bildirmiştim. Benim verdiğim kararlar değiştirilmez. Ben, kullarıma asla zulmetmem!" buyurur."  (Kehf/21-19)                                             

 

CUMA ALİ YÜREKLİ

------------------------------------------

"BÜYÜK HABER Tanrı'nın Sönmeyen Aydınlığı" adlı kitabım 'e-kitap olarak' yayımlandı. Siz kıymetli okuyucularımın bilgilerine sunarım. Saygı ve selamlarımla.

Elektronik pasta adresi:

http://www.ekitapyayincilik.com/collections/turkce-kitaplar/products/buyuk-haber-tanri-nin-sonmeyen-aydinligi

Kategori: