KURAN'DAKİ HADİSLER (3)

4 Şubat, 2015 - 13:52 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A
  . Artık bu Kuran'a, Allah'ın bu hadislerine inanmazlarsa, hangi hadise inanacaklar? (Mürselat/50)
  . Allah'tan ve onun ayetlerinden, hadislerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?  (Casiye/6)
 
Kuran'ı Kerim'de üçyüzelliden fazla yerde "Hadis" sözcüğü geçmektedir. Yüce Allah, Elçilerine "De ki:", "Ey Musa!", "Ey İbrahim!", "Ey İsa", veya "Ey Muhammed!" ön ekleriyle başlayan hitapları ile hitap ettiği Elçisine söylemesi gereken sözleri, yapması gereken konuşmaları emretmektedir. Binnetice Elçiler de Allah'ın bu buyruklarına harfiyyen uyarak kendilerine bildirilen sözleri aynen insanlar olan muhataplarına söylemişlerdir. Madem ki, hadisiler  'Muhammed as.'ın sözleridir; şu halde doğruluğunda hiç şüphe olmayan, insan rivayetlerine dayanmayan gerçek hadisler Kuran'daki hadislerdir. İlmi; olmuş ve olacak her şeyi kapsayan Allah, insanların şu veya bu niyetle ve maksatla Elçilerine atfen Mehmet Akif Ersoy'un tabiriyle "bir sürü herze uyduracaklarını"  çok iyi bildiği için müminleri uyarmakta ve "Elçilerimin sözleri, davranışları, yani hadisleri, yani sünnetleri kitabınız Kuran'da açıklanmıştır" demeketedir. Hatırlatalım ki, Kuran'da sadece Muhammed as.ın hadisleri değil, ismi Kuran'da geçen bütün peygamberlerin hadisleri yer almaktadır.
Kuran'dati hadislerin bir kısmını bilgilerinize sunuyorum:
 
Allah, o hak mâbuddur ki kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. Hesap günü hepinizi bir araya toplayacaktır. Bunda hiç şüphe yoktur.
 
Allah’tan daha doğru hadisi, O'ndan başka  kim söyleyebilir?
(Nisa/87)
 
Hiç düşünmezler mi? Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah'ın o muazzam saltanatı? Düşünmezler mi? Allah’ın yarattığı evrene ve üzerindeki varlıklara egevmen olan muhteşem düzenlemeyi ve harika yasaları? Bunları da düşünmezlerse bari sonlarının, ecellerinin yaklaşmış olabileceği ihtimalini? Bütün bunlara, Bu Kuran'da hadislere inanmadıktan sonra, daha hangi hadise inanırlar onlar?
(Araf/185 )
 
Artık bu Kuran'a, Allah'ın bu hadislerine de inanmazlarsa, hangi hadise inanırlar acaba?
(Mürselat/50)
 
''İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken, Allah'tan ve onun ayetlerinden, hadislerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?                                            
(Casiye/6)
 
“İnsanlardan öyle kimseler var ki, insanları Allah’ın yolundan saptırmak için, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan çelişkili hadisleri, hikmet dolu kitabın ayetleriyle, Allah'ın hadisleriyle bir tutarlar ve sonra da alay konusu olurlar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.                                                                   
Bu çelişkili hadisleri üretenlere, hikmet dolu kitabın ayetleri okunduğu zaman, sanki onu hiç duymamış gibi, sanki kulakları sağırmış gibi büyüklük taslayarak duymazlıktan gelirler. Böylelerine acıklı bir azabı müjdele” (Lokman/6-7)
 
“Lokman oğluna öğüt verirken: “Sevgili oğlum, Allah'a ortak koşma! Kuşkusuz Allaha ortak koşmak büyük bir zulümdür” demişti
(Lokman/13)
 
“Sevgili oğlum, salâtı ikame et, çok çalış ve herkesin kabul edeceği ortak değerleri öğütle, hiç kimsenin onaylamayacağı kötülüklerden vazgeçirmeye çalış ve başına gelecek her türlü zorluğa karşı göğsünü siper et. Büyüklük taslayarak insanları küçümseme, ortalarda böbürlenerek dolaşma, Allah, kendini beğenip övünenlerden hoşlanmaz. Davranışlarında doğal ol ve insanlara karşı yüksek sesle konuşma. Unutma ki, en çirkin ses eşeklerin sesidir. Bunlar en temel evrensel ilkelerdir.”
(Lokman/17-19)
 
Bir zaman İbrâhim, atası Azer’e: "Sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de, halkını da apaçık bir sapıklık içinde görüyorum!" demişti. 
(Enam/74)
 
İbrahim'in, halkı kendisi ile tartışmaya girişti: O dedi ki: "Allah, bana doğru yolu göstermişken, siz hâlâ benimle O’nun hakkında tartışıyor musunuz? Sizin O’na ortak koştuğunuz şeylerden ben hiç bir zaman korkmam. Rabbim ne dilerse o olur. Rabbimin ilmi her şeyi kapsar. Hâlâ kendinize gelip ders almayacak mısınız?"
(Enam/80)
 
"Ey Muhammed! Kuran'dan İbrâhim’in öyküsünü de öğren! İbrahim gerçekten özü sözü doğru bir Elçi idi. Bir defasında babasına: "Babacığım! Niçin işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir yararı dokunmayan bu putlara tapıyorsun?" demişti. "Ey Babacığım! Yemin olsun, bana senin bilmediğin bir bilgi geldi. Beni izle de seni dümdüz, düzgün ve dosdoğru  bir yola çıkarayım. Ey Babacığım! Sakın nefsine, şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan,  Rahman’a isyan içindedir. Ey Babacığım! Ben senin, esirgeyen ve bağışlayan Allah tarafından bir cezaya çarptırılmandan ve senin şeytana dost olmandan korkuyorum."
(Meryem/41- 45)
 
Hani İbrahim, babasına ve halkına sormuştu:  “Siz  neye kulluk ediyorsunuz?"
(Şuara/70)
 
“Bir zamanlar Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: “Ey İsrail oğulları! Kuşkusuz ben, benden önce gelmiş olan Tevrat’ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek ve İsmi Ahmet olacak bir elçiyi müjdeleyici olarak Allah’ın size gönderdiği bir elçiyim” Ama o elçi kendilerine apaçık delilleri getirince onlar “Bu apaçık bir büyüdür dediler.
(Saf/6)
 
Ey inananlar, Allah’ın yardımcıları olunuz. Nitekim Meryem oğlu İsa da, havarilerine şöyle demişti: “Allah yolunda benim yardımcılarım kimlerdir?” Havariler “Allah’ın yardımcıları biziz? demişlerdi. Böylece İsrail oğullarından bir grup inanmış, bir grup da inkâr etmişti. Biz inananları düşmanlarına karşı destekledik de onlar galip geldiler.
(Saf/14)
 
Kendisine yapılan sataşmalardan ve haksız suçlamalardan bunalan Meryem, tanıklık için bebeği gösterdi. Orada bulunanlar "Nasıl olur da beşikteki bir bebekle konuşuruz?" dediler. Beşikteki yeni doğmuş bebek olan İsa “Ben Allah'ın bir kuluyum. O bana kitap verdi ve beni elçi yaptı,” Nnerede bulunursam bulunayım beni kutlu ve erdemli kıldı; yaşadığım sürece bana salâtı ikame etmemi, Kendisi adına gayret göstermemi ve arınmak için vermeyi emretti. “Anneme karşı saygılı olmamı sağladı ve beni, ona karşı baş kaldıran asi bir evlat yapmadı."     (Meryem/29-32) 
 
Biz, bebek İsa'yı, annesi Meryem hakkında kötü düşünenlerin gözleri önünde: "Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk ediniz. İşte dosdoğru yol budur,” diye konuşturmuştuk. (Meryem/36)
 
ÖZSÖZ: De ki: "Ben Sizi sadece Allah'ın bildirdiği vahiyle uyarıyorum."  Ne var ki, uyarıldıkları vakit kulaklarını tıkarlar, duymazdan gelirler." (Enbiya/45)
 
Ey Muhammed! De ki: "Bana yalnız ve yalnız şu gerçek vahyolunuyor "Sizin ilahınız tek İlahtır. Hâlâ mı O’na teslim olmayacaksınız?"  Yine de yüz çevirirlerse de ki: "İşte sizin hepinizi de tam eşit şekilde hakka çağırdım. Artık tehdit olunduğunuz o kıyamet gününün yakın mı uzak mı olduğunu bilemem."
(Enbiya/108-109)
 
C. ALİ YÜREKLİ
03.02.2015

Kategori: