TARİHİ SİGARA KARARI

10 Haziran, 2015 - 20:46 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A
Sigarayla mücadele öyle olmaz, böyle olur. Yıllardır söylüyoruz ama
etkisi olmuyor.
Kanser olan sigara tiryakilerinin açtığı ortak davada Kanada sigara
firmaları 15 milyar dolar cezai ve manevi tazminat ödemeye mahkum
edildi.
Kanada'nın Fransızca konuşulan Quebec bölgesinde aralarında sigarayı
bırakmış olanların da bulunduğu yaklaşık 2 milyon tiryakinin, ülkedeki
sigara üreticileri aleyhine açtıkları davadan karar çıktı. Montreal'de
görülen davanın duruşmasında hakim Brian Riordan, Imperial Tobacco,
Rothmans Benson & Hedges ve JTI-MacDonald firmalarını 15 milyar dolar
cezai ve manevi tazminat ödemeye mahkum etti.
Montreal Adliyesi'nde 2012 yılında başlayan davada Yargıç Brian
Riordan, başlangıçta 27 milyar dolar olarak açılan davada, cezanın 15
milyar dolar olmasına hükmetti. Yargıç Riordan, tazminatın, 1976
yılından önce sigaraya başlayan ve kanser olanlara 100 bin dolar,
1976'dan sonrakilere de 90 bin dolar olarak dağıtılmasına karar verdi.
Kararda, akciğer, gırtlak, larinks kanseri veya amfizem kurbanlarının
da değişen miktarlarda tazminat alacakları belirtildi.
Karar üzerine bir açıklama yapan Quebec Tütün ve Sağlık Konseyi
Başkanı Mario Bujold, ''Bugün sigara mağdurları için büyük gün. Bu
karar, kimi 17 yıldır bekleyen tütün mağdurları için uzun bir süreç
olsa da sonuçta onların ve hukukun bir zaferidir'' dedi. Kanada'nın
British Colombia, New Brunswick, Nova Scotia, Saskatchewan, Manitoba
ve Prince Edward Island eyaletlerinde de sigara üreticisi firmalar
aleyhine aynı nitelikte milyarlarca dolarlık davalar devam ediyor.
SİGARAYLA MÜCADELE İŞTE BÖYLE OLUR.
Adamlar kişi başı yüzbin dolar tazminat alacaklar.
Kişi başı kaç ikramiye ediyor? 300 mü?
Sadece bir eyalet 15 milyar dolar tazminat alıyor.
Diğer eyaletler sırada. Bizim dünyadan haberimiz yok.
Sigarayla mücadelede neden etkili olamıyoruz?
Bizi kanser edenlere neden rest çekemiyoruz?
Biz ne zaman sigara tröstlerinden tazminat alacağız?
SGK sigara şirketlerini neden mahkemeye vermiyor?
Halbuki en büyük zarar gören SGK değil mi?
Türkiyede ölüm oranı yüzde 4.7 arttı ! Hani sigara içimi azalıyordu?
Madem sigarayla mücadele sonucu sigara içimi azaldı, neden ölümler artıyor?
Bilim dünyasının bunu araştırması gerekmez mi?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılı 'Ölüm İstatistikleri'ni
açıkladı. Buna göre; ölüm sayısı revize edilen 2013 yılı verisine göre
372 bin 686 iken bu sayı yüzde 4,7 artarak 2014 yılında 390 bin 121
oldu. Ölenlerin yüzde 54,7'sini erkekler, yüzde 45,3'ünü kadınlar
oluşturdu.
DUMAN ALTINDAYIZ!
Türkiye’de son yıllarda uygulamaya konulan yasaklara rağmen kayıt içi
sigara pazarı 2014 yılında önceki yıla göre yüzde 3.2 büyüyerek 94.6
milyar adetlik büyüklüğe ulaştı. 2008 yılından itibaren kapalı
alanlara getirilen sigara yasağının etkileri sınırlı oldu. Dünya
Sağlık Örgütü işbirliğiyle hazırlanan Tütün Atlası Araştırması’nın
açıklanan sonuçlarına göre, Türkiye’de çalışan nüfusun yüzde 39’u
işyerinde pasif içici çıktı. Bu oranla dünyada 8’inci konumda bulunan
Türkiye’de, restoran ve evlerde, kapalı alanlardaki sigara yasağına
rağmen pasif içicilik oranı yüzde 58’e kadar yükseldi. Sigaraya bağlı
ölümde ise ikinciyiz. Araştırma, dünyada reel sigara fiyatlarındaki
her yüzde 10’luk artışın sigara tüketimini yüzde 2 ila 8 düşürüyor.
Türkiye’de son 2.5 yılda ortalama sigara fiyatı nominal olarak yüzde
10 arttı. Bu rakamla sigaraya yapılan zamlar enflasyonun altında
kaldı.
Yediğimiz, içtiğimiz, soluduğumuz, yaşadığımız çevre bizi hasta eden
kimyasallar, katkı maddeleri ve sağlığa zararlı maddeler içeriyor.
Küresel şirketler çevreyi kirletirken, sigara, alkol, fastfood, kirli
hava… ile bizi zehirlerken, kimsenin sesi çıkmıyor. Sigara, alkol
kanser ve kalp hastalığına yol açıp öldürürken, küresel lobiler
evrensel hukuk ve özgürlük diye direniyor. Ne yani, evrensel hukuk
küresel şirketleri koruyor diye, sağlıklı yaşam hakkından vaz mı
geçeceğiz? Oysa ki aynı irade, kendine tehdit olanı yok etmeyi
önleyici hak olarak görüyor. Halbuki, Anayasanın 56. maddesi çok açık
: 'Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini
önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir'.
Kanada, anayasal hak olarak sigaraya bağlı sağlık sorunlarının
tedavisi için sigara şirketlerinden tazminat talep etti. Sadece Quebec
eyaleti 58 milyar $ tazminat istiyor. 2005'te Kanada Anayasa
Mahkemesi, halkın sağlığını koruyan kararı aldı. 1999'da ABD'de sigara
şirketleri sağlık masrafları için 25 yıllık süre içerisinde 246 milyar
dolar ödemeyi kabul etti.
Peki biz ne yapıyoruz? Sigara kaçakçılığı aldı başını gidiyor. Çok
ağır cezalar olmadan kaçak sigarayla mücadele edemeyiz.
Anayasanın 58. maddesi çok açık bir şekilde devleti yöneten iktidara
çok önemli bir görev veriyor : "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden,
uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü
alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır"
Devlet önlem almak istiyor ama, hastalık ve kötülük lobisi, 'özgürlük,
insan hakları, serbest ticaret, serbest piyasa' diye taş koyuyor.
Küresel katil sigara 21. yüzyılda bir milyar insanın canına kıyacak.
Bizim gibi ülkeler, fincancı katırlarını ürkütmemek için sesini fazla
çıkarmıyor, sağlık ve hayatımızı hastalık lobisinin vicdanına
bırakıyor. Peki dünyanın yöneticileri, insan haklarının hızlı
savunucuları ne yapıyor? BM, NATO, küresel mahkemeler, insan
hakları... Terör diye yırtınanlar açısından bu terör değil mi? Yoksa
bir milyar insanın ölümü yeterli değil mi? Daha mı çok insanın ölmesi
gerekli. Yoksa bu nüfus planlaması mı? Bu insanlar önce kalp damar ve
akciğer hastası olacak sonrada kanser, sonra da acı içinde ölecek. Bu
rakam atmasyon değil bilimsel öngörü. Trilyonlarca dolarlık hastalık
harcaması ise ülkeleri ve insanları çökertecek. Nerdesiniz?
Sağlık Enstitüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, sigaralarda
kullanılan katkı maddelerinin insan sağlığına büyük zararlar verdiğini
belirterek, bu katkı maddelerinin tamamının yasaklanması gerektiğini
söyledi. 'Halkımızın sağlığı için ülkemizde bunların yapılması
gerekiyor, bu caydırıcı uygulamaların geciktiği her gün birkaç insanın
ölümüne göz yumuyor olacağız. Bu nedenle zaman kaybetmeden önlemlerin
alınması gerekiyor' dedi.
21. YÜZYILDA BİR MİLYAR KİŞİ SİGARADAN ÖLECEK
Dünya Akciğer Vakfı, mevcut eğilimin sürmesi halinde bu yüzyılda 1
milyar kişinin sigara içmesi ya da sigara dumanı yüzünden hayatını
kaybedeceğini bildirdi. Vakıf, sadece 2013 yılında 6 milyondan fazla
kişinin tütün kullanımının yol açtığı hastalıklar yüzünden öldüğünü
açıkladı. Tütün şirketlerinin iki yıl önceki toplam kârı ise 44 milyar
dolardan fazla. Bu noktanın altını çizen vakıf, tütün endüstrisinin
ürünleri nedeniyle ölen her kişiden 7 bin dolar kâr ettiğine dikkat
çekiyor.
Dünya Akciğer Vakfı ve Amerikan Kanser Derneği'nce 2013 yılı
verilerine dayanılarak hazırlanan küresel Tütün Atlası'na göre,
dünyada yılda 5 trilyon 800 milyardan fazla sigara içiliyor. Çin'de
sigara alışkanlığının artması yüzünden, diğer ülkelerde daha az sigara
içilse de, toplam tüketim azalmıyor. Ülkede 1980 yılına kıyasla yüzde
50 oranında daha fazla sigara içiliyor. Birçok gelişmiş ülkede tütün
tüketimi azalır veya sabit kalırken, Afrika ile Asya'nın kimi
bölgelerindeki yoksul ülkelerde sigara bağımlılığı artıyor. Kadınlar
arasında da sigara tüketimi ve akciğer kanseri vakalarında artış var.
Tütün Atlası'nda Türkiye'ye ilişkin veriler de var. Bu verilere göre
Türkiye'de her yıl 83 binden fazla kişi tütün kullanımı nedeniyle
hayatını kaybediyor. Sigara içenlerin yetişkinlerin sayısı 14 buçuk
milyondan, çocukların sayısı da 252 binden fazla. Türkiye'de 2010
yılında tütün kullanımı kökenli ölümlerin oranı erkeklerde yaklaşık
yüzde 31, kadınlarda ise yüzde 12. Bu iki oran da, orta gelirli
ülkelerde görülenlerden yüksek. Tütün kullanımı, çoğu zaman ölümle
sonuçlanan akciğer kanserinin yanı sıra, diğer pek çok hastalığın da
en önemli nedeni.
Dünyada kalp hastalığı, beyin kanaması ve yüksek tansiyon gibi kronik
hastalıkların yol açtığı erken yaştaki ölümlerde; tütün kullanımı,
önlenebilir etmenlerin başında yer alıyor ama önleyemiyoruz. Nedeni
basit: Küresel baskıya direnemiyoruz. Bu yüzden sağlık ve hayatımızı
ve son 30 yılda trilyonlarca doları, hastalık canavarına kurban
verdik. Çünkü gücümüz yetmiyor. 'Bu sigara halkımızı öldürüyor ve
hasta ediyor, bu yüzden yasaklıyoruz' diyemiyoruz. Ciddi önlemler
alamıyoruz.
Bu yüzden sigara içindeki katkı maddelerini azaltın diye adeta
yalvarıyoruz. Aynı durumu hipertansiyon ve kalp hastalıklarını önlemek
için yapılan tuz mücadelesinde de görüyoruz. Paket ürünler içindeki
tuzu yani sodyumlu katkı maddelerini yasaklamaya gücümüz yetmediği
için, halkın sofrasındaki tuzluğu alıyoruz. Hani özgürlük, hani seçme
hakkı? Sigara, alkol, katkı maddeleri, tarım ilaçları, zararlı
kimyasallar, GDO, mısır şekeri, fastfood, kola …
Son 10 yılda sigaraya harcadığımız para 230 milyar TL. Kaçak sigara ve
alkol bu rakama dahil değil. Her yıl hastalıklara harcanan para ise 60
milyar dolar. Ülkemizde ölüm ve hastalıkların yüzde 86'sı önlenebilir
ama önlenmiyor. Dünyada moda olan küresel sağlık anlayışı yüzünden
hasta oluyor ve güya tedavi oluyoruz ama hasta olmadan sağlıklı
yaşamak kimsenin aklına gelmiyor. Sanki beyinler durmuş, felaketin
büyüklüğünü düşünemiyor.
Sağlık Bakanlığı ile Başkent Üniversitesinin 2005 te yayınlanan ortak
araştırmasında ; 250 bin kişi tarandı; Türkiye'nin hastalık haritası
çıkarıldı. Ölen 430 bin kişiden %86'sının, yaşam tarzını
değiştirmediği için pisipisine öldüğü açığa çıktı. Yaşam tarzı
değişse, milyonlarca insan hayatta olacaktı. Hesaplayın bakalım 10
yılda ölen milyonları. Sağlığa dikkat edilse ölümlerin %86'sı
önlenebilecekti. Önlenebilir demek, önlenmiyor demek.
Pisipisine ölmek sözlükte: Niyazi olmak. 'Ölürsek şehidiz kalırsak
gazi' anlayışı, yerini 'ne şehittir ne gazi pisi pisine gitti Niyazi'
anlayışına bıraktı. Malum, Osmanlıda halkın 2 görevi vardı. Mehter
marşından hatırlayın: Ölürsek şehidiz kalırsak gazi, haydi aslanlar
düşman üstüne. Buna cumhuriyette üçüncüsü eklendi. Önlenebilir
nedenlerden Niyazi oluyoruz.
SEBEPLERİ ÖNLEMEDEN SONUÇLARI ÖNLEYEMEYİZ
Hastalıkları önleme ve sağlığı koruma yani yaşadığımız akvaryumu temiz
tutma devletin görevidir. Bilim; sebep sonuç ilişkisi kuran disiplinin
adı ise, sebepleri ortadan kaldırmadan kötü sonuçları önleyemeyiz.
Toplumu hasta etmek veya hasta eden riskleri göze almak özgürlük
değildir. Hasta olma hakkı diye bir hak yoktur. Sağlıklı bir çevrede
yaşama hakkı ve özgürlüğü vardır. Sağlıklı bir çevrede yaşama ve
sağlık insan hakkı ise, bu hakkı gasp edenlere karşı resmen savaş
açmalıyız. Çünkü insan haklarının ihlali sivil toplumun ve devletin
çok ciddi müdahalesini gerektirir. Bizi hasta edenleri ve bu ortama
göz yumanları affedemeyiz. Aksi halde önlem alınmadığı için pisipisine
ölen ve hastalanan milyonların hesabını veremeyiz.
Şimdi, hastalıkları azaltan ve sağlığı koruyan sistemi güzelce
anlatalım. İnşallah uygulanır ve kötü kaderimiz değişir. Başka
şansımız yok.
Sigara, alkol, aşırı kalori ve tuzlu gıda tüketenlerin hasta olma
riski ve hastalık harcamaları, bunlardan uzak duranlardan katbekat
fazla. Bu nedenle hastalık üreten yaşam tarzıyla kendini hasta
edenlerin masraflarını sağlığına dikkat edenler yani hastalık yapan
risklerden uzak duranlar ödüyor. Suyu getirenle testiyi kıranların
eşitlendiği haksız bir dünyada yaşıyoruz.
Halbuki hastalıkları önlemenin birinci yolu, risklerden uzak duranları
cezalandırmak değil ödüllendirmek olmalıdır. Sağlıklı yaşamayı yani
sağlığı korumayı teşvik etmek için ABD meclisi yasa çıkardı. Kişiler,
sağlığını koruyacak şekilde yaşam tarzını değiştirirlerse, kişi başına
400 dolara kadar ödül alacaklar. Bu yasanın, ABD'nin devasa sağlık
sorunlarının çözümüne katkıda bulunacağı düşünülüyor. Bu yöntemi
yıllardır söylüyoruz ama Amerikan vatandaşı olmadığımız için kimse
takmıyor. Bilim ve aydın dünyamız bile yabancıların ağzına bakıyor.
İnşallah bizde de uygulanmaya başlanır da sağlığı korumak özendirilmiş
olur. Nasıl olsa bu yöntem Amerika'da bilimsel olarak onaylandı. Kendi
bilim insanımızın fikir ve önerilerini ne zaman dikkate alacağız
Ülkenin önünü tıkayan, milli iradeyi ve değerlerini yok sayan yapıyı
bir türlü aşamıyoruz.
Hastalıkları önlemenin ikinci yolu ise kendini bilerek hasta edenleri
caydırmak olmalıdır. Hastalık risklerinden uzak duranlar, bu risklere
çanak tutanların hastalık harcamalarını neden ödesin? Kim kendini
hasta etmek için çalışıyor ve bunu da özgürlük olarak anlıyorsa
faturayı kendisi ödemelidir. Hastalıkları önleyen ve sağlığı koruyan
sistem bu temel üzerine kurulmalıdır. Yani riskleri davet edenler,
risklerin sonucuna katlanmalıdır. Ancak bu yolla sosyal güvenlikte hak
ve adalet korunurken, hastalıklar önlenir ve sağlıklı toplum
olabiliriz.
Taşıt üzerinde anahtar unutanlar, çalınan taşıtın parasını kaskodan
alabiliyor mu? Dikkat edenler, unutanların parasını niye ödesin? Bu
yöntem nedeniyle taşıt çalınması en aza inmiş bulunuyor. Kaldı ki,
sigara, alkol, aşırı tuzlu ve kalorili gıdaları zevk için tüketenler,
unuttuğu için değil bilerek bu riskleri davet ettiği için sonucuna da
kendileri katlanmalıdır.
HASTALIKLARI ÖNLEYEN SİSTEM
Peki 'hastalıkları azaltan ve sağlığı koruyan sistem' nasıl çalışacaktır?
Hastalık yapan riskleri satın alanların hastalık harcamaları, bu
risklerden uzak duranlardan 10 kata kadar yüksek olduğu için, bu
fazladan harcamaları karşılayan 'Hastalık fonu' kurulması gerekiyor.
Bu fonun iki kaynağı olacaktır; Bu riskleri satanlar ve bu riskleri
satın alanlar. Örnek olarak dev sigara tekelleri ve sigara içenler bu
fona para aktarmak zorundadır. Sigaranın fiyatı 5 TL ise, 10 TL
hastalık fonu için kesilecek, ayrıca dev sigara tekelleri, ABD'ye
ödediği 246 milyar doların beşte biri kadar parayı, hastalık tazminatı
olarak bu fona aktaracaktır.
Bilim, sebep - sonuç ilişkisi kuran disiplinin adı ise, kötü sonuçlara
yol açanların bunun tazminatını ödemesi gerekir. Ayrıca sağlığa
zararlı maddelerin fiyatı cezbedici değil, caydırıcı olmalıdır.
(1999'da ABD'de sigara şirketleri sağlık masrafları için 25 yılda 246
milyar dolar ödemeyi kabul etmişti).
Benzer şekilde obesite, diyabet, metabolik sendrom, hipertansiyon,
kalp… gibi bir düzine hastalığa yol açan sağlığa zararlı şekerli,
tuzlu ve yağlı gıdaları satanlar, çok ucuz olduğu için yüzlerce
gıdanın içine giren GDO'lu mısır şekerini satan küresel şirketler ve
bütün bunları tüketenler, hastalık fonuna tazminat ödemek zorundadır.
Hastalığa yol açan risklere, çevreyi yaşanmaz hale getiren kirli
sanayi ile zehir saçan halk otobüsleri de dahildir. Halkı enayi yerine
koyan yeşile boyama, riskleri azaltmıyor.
Sağlığımızı bozan sigara, alkol, aşırı tuz, şeker, kalori, katkı
maddeleri, GDO'lu ürünler ve bunların beyin yıkayan reklamlarıyla
mücadele akıl ve bilim yoluyla olmalıdır. Bedensel, zihinsel, ruhsal
ve sosyal sağlığımıza zararlı reklam ve yayınlar önlenmeli veya
filtrelenmelidir. Chicago Üniversitesi, yüzbin reklamı inceledi:
Reklamı yapılan gıdaların % 98'i yağ, tuz ve şeker yükü, % 90'ı ise
besin değeri düşük bulundu. Bu yüzden ABD'de çocuk obezite oranı
1978-2004 yılları arasında 3 kat arttı.
Tehlike anında kalp hızı arttığında takılan çiple otomatik olarak
çobanına mesaj atarak koyunları bile koruyan dünyada, insanımızı
koruyan bir sistemi kurmak zorundayız. Fırat kenarındaki koyundan
bile Hz. Ömer'i sorumlu tutan inancımız, insanı koruyan bu sistemi
kurmayı emrediyor.
Modern dünya, koyunlara kalp hızına duyarlı çip takmış, vahşi hayvan
görünce korkudan kalp hızı artıyor, çobanına kurtar beni baba diye
mesaj atıyor. Tehlike anında, takılan çipten çobanına mesaj atarak
koyunları bile koruyan bir dünyada, insanımızı koruyacak olan sistem
Milli Sağlık Enstitüsü'dür.
ÇÖZÜM; MİLLİ SAĞLIK ENSTİTÜSÜ
Bilime dayalı olarak, sağlığa zararlı riskleri, bunlara yol açan
maddeleri, fon kesintilerini ve tazminatları A'dan Z'ye belirleyecek
ve yürütecek kurumun adı; MİLLİ SAĞLIK AKADEMİSİ'dir. Bu kurumun
belirlediği hastalık kesintileri fona aktarıldıktan sonra, riskleri
alan ve satanlar ile özgürlükten bahseden hastalık lobisi, 'alan razı
satan razı, size ne' diyebilir. Aksi takdirde, bu risklerden uzak
duranların ödediği primleri, hiç kimse kendi keyfi için harcayamaz,
çarçur edemez ve hastalık lobisine hediye edemez. Buna SGK dahil
hiçbir kasko sigorta kurumu müsaade etmez, etmemeli.
Sağlığa zararlı ve tehlikeli demeden her şeyi ye, iç, yap, yaşadığımız
akvaryumu kirlet, yaşanmaz hale getir, sonra da faturayı iyilik ve
sağlık için çırpınanlara gönder. Buna akıl ve bilim izin verir mi?
Hastalık fonuyla sigara ve alkol kullananların özgürlüğü
kısıtlanmıyor, hastalık faturalarını ödeyenlerin hakları korunuyor,
ayrıca hastalığa yol açan riskler önlendiği için sağlıklı bir çevre
sunuluyor.
Bir kere daha anlatalım: 1948'de ABD kongresi patates zararlısı için
500 bin dolar ayrılmasına karar verdi. Savaş sonrası patates
önemliydi. Ancak savaş bitmesine rağmen savaşta ölenden daha fazla
Amerikalıyı öldüren gizli düşmanı araştırmak için de bütçeye 500 bin
dolar gibi küçük bir para konuldu. İşte meşhur FRAMİNGAM araştırması
böyle başladı. 13 yıl sonra bu araştırmanın ilk sonuçları yayımlandı:
ABD'nin yeni düşmanları belli olmuştu: Bunlara karşı amansız bir savaş
açıldı. Kalp ve damar hastalıkları ve buna bağlı ölümler bu mücadele
sonucu yüzde 53 azaldı. Bu savaş, diğer savaşların aksine ABD'ye her
yıl 200 milyar dolar kazandırmış oldu. Bilimin gücü işte bu: yarım
milyon dolar gibi küçük bir parayla yapılan araştırma, her yıl bire
400 bin kazandırıyor. Her yıl bu kadar kazandıran başka bir yatırım
daha var mı? Koyduğunuz bir yatırıma karşılık bin değil, 400.000
mislini kazanıyorsuz. Ayrıca da sağlık ve hayatınızı. Ne kadar karlı
ve akıllı bir yatırım değil mi? Ayrıca her iki mezardan biriyle her
iki hastaneden biri açılmadan kapanıyor. Demek ki kazanmak için önce
hasta olmak, sonra da hastanelerde ömür tüketmek ve mezar doldurmak
gerekmiyor. Kalp ve damar hastalıkları ve buna bağlı ölümleri yüzde 53
azaltan yöntemleri uygulamak yeterli. Ama gel de anlat. Bilimsel,
mantıklı, ucuz ve kolay yöntemler sosyetemizi bozuyor. Bu yüzden
hastalıktan sürünmeye ve ölmeye mahkumuz.

KAYNAKLAR :

1. http://gundem.milliyet.com.tr/kanada-da-58-milyarliksigaradavasi/gundem/gundemdetay/09.06.2012/1551346/default.htm
1999'da ABD'de sigara şirketleri sağlık masrafları için 25 yılda
246 milyar dolar ödemeyi kabul etti
2. 21. YÜZYILDA BİR MİLYAR KİŞİ SİGARADAN ÖLECEK
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/03/150319_sigara_olum
3. Yılda 372 bin kişi pisi pisine ölüyor.
http://arsiv.sabah.com.tr/2005/07/24/gun101.html
4. http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-turkiyede-olum-orani-yuzde-47-artti-1-11-65558.html
5. Böbrek hastalığında dünya
şampiyonuyuz.http://bizimsaglik.com/c/ho.asp?Pagenum=11&id=6455&yid=-1&
6. Erişkin diyabetli sayısı 1990'da 1 milyon. TKD Arşiv 2000; 28:
20-26. KKH riskini yükselten diyabet hızla artıyor.
7. Kalp krizi ölümlerinde Avrupa'nın
zirvesindeyiz.http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/58911.aspx
8. Türkiye'de şişmanlık ve diyabet alarmı ! PURE –
2010.http://www.sagliktagundem.com/haber/turkiye_de_sismanlik_ve_diyabet_alarmi.htm
9. SAĞLIK HARCAMALARI 9 YILDA 8 KAT ARTTI.
http://www.medimagazin.com.tr/hekim/sgk/tr-saglik-harcamalari-9-yilda-8-kat-artti-2-18-34892.html
10. Diyabetin Türkiye'ye maliyeti 25 milyar dolar.
11. http://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-2025te-iki-kisiden-biri-diyabet-hastasi-olacak-2-12-64767.html
12. http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-dunya-saglik-harcamalari-127-trilyon-dolara-cikacak-1-11-65015.html
13. 230 milyar lira ''duman'' oldu.
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=358195
14. http://www.bizimsaglik.com/turkiye-de-sigara-uretimi-ve-tuketimi-hizla-artiyor/584/
15. DUMAN ALTINDAYIZ
http://www.haberturk.com/ekonomi/ekonomi/haber/1087798-5-turkten-2si-duman-altinda-calisiyor
16. http://www.sabah.com.tr/dunya/2015/06/02/kanadada-sigara-firmalarina-15-milyar-dolar-ceza
17. Kanada'da tarihi sigara kararı.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/29169972.asp

Kategori: