TBMM Başkanı Cemil ÇİÇEK Vakıf Dostları İle Sohbet Etti

1 Haziran, 2015 - 17:11 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A
Cemil ÇİÇEK
TBMM Başkanı
Anadolu Eğitim, Kültür ve Bilim Vakfı Cumartesi Sohbetleri
30/5/2015

Anadolu Eğitim, Kültür ve Bilim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Hayrullah BAŞER açılış konuşması yaparak Sn. Cemil ÇİÇEK'in özgeçmişi hakkında bilgi verdi. Sn. BAŞER konuşmasında Sn. ÇİÇEK'in; siyaset içindeki serüvenini, nasıl tanıştıklarını, bir dava olarak siyaseti nasıl kabullendiğini, dava adamlığı yönünü, siyaset içinde en kritik zamanlarda nasıl rol aldığını, siyaset içinde milli ve manevi değerlere nasıl bağlı kaldığını, siyaset alanındaki katkılarını anlattı ve Sn. Cemil ÇİÇEK'i konuşmalarını yapmak üzere davet etti. 

Sn. Cemil ÇIÇEK, konuşmasına vakfın davetine teşekkür ederek başladı. "Tilkinin kırk hikayesi vardır, kırkı da tavuk üzerinedir" diyerek siyasi konuların ağırlıklı olduğu konuşma yapacağına işaret etti. 

Sn. ÇIÇEK konuşmalarında son 50-60 yıllık siyasi tarih içindeki önemli gelişmelerin bir değerlendirmesini yaparak şunların üzerinde durdu:

"50 yıllık siyasi tarihimizde kırılma noktaları ve çalkantılar var. Fikri çalışmaların, söylenenlerin, yazılanların iyi değerlendirilmesi lazım. Demokrasimizde son yıllarda söylenen ve yazılanların % 90'ı doğru değildir. Ülkemizdeki siyasette bu durum en önemli kırılma noktasıdır. 

Başka önemli kırılma noktaları da vardır. Son gelişmelere bakıldığımda dış gelişmelerin bu kadar iç siyaseti etkilediği bir dönem yaşamadığımızı - en azından 50 yıl itibariyle- görmedik, diyebilirim." Mesela Suriye'deki her gelişme bizi etkiliyor. Diğer komşu ülkelerde yaşananlar da ülkemizi etkilemektir" dedi. 

SİYASİ ISTIKRAR 

Son 50 yılın tek parti ve koalisyon iktidarları dönemlerine ülke kalkınması açısından bakılması gerektiğini ifade eden Sn. ÇIÇEK, "Koalisyonların sıkıntı oluşturacağını bilmek lazım. Sorunları çözecek güçlü iktidarlara ihtiyaç olduğunu burada belirtmek istiyorum. Koalisyon hükümetlerine bakıldığında sorunların çözülemediğini gördük. Ülkemizin derin sorunları var ve siyasi istikrara ihtiyaç var. 

Biz siyasi istikrarı bir partinin tek başına iktidara gelmesi olarak anlıyoruz. Ancak parti kapatma davalarının olduğu dönemlerde bunun da tek başına istikrar sağlamadığını gördük. 

Cumhurbaşkanı'nı seçemedik bu ülkede. 27 Nisan Bildirisi durup dururken mi kaleme alındı? Bu gibi projeler zaman zaman devreye konuluyor. Dostlukta düşmanlıkta uluslararası ilişkilerde daimi değildir. 

BÜROKTATİK ISTIKRAR

Ülkemizde bürokrasi başımızın belasıdır. Mesela 7-8 aydır bürokratlar iş yapmıyor. Neden? Seçim var bakalım ne olacak anlayışından dolayı işini yapmıyor. Halbuki sen işini yap seçim sana ne demek gerekiyor.
Önemli istikrar siyasi istikrar kadar bürokratik istikrardır. Liyakat ve ehliyet sahibi olanların bürokraside iş başında olması gerekiyor. 

EKONOMIK ISTIKRAR

Bir diğer istikrar ekonomik istikrardır. Ekonomik olarak güçlü olmak zorundayız. Kaynakları doğru kullanmak lazımdır. Tasarruf yapmamız gerekiyor. Türkiye'deki tasarruf % 13'ü hiç geçemedi. Batı ülkelerine bakıldığında bu çok yükseklerdedir. Bu konuda bürokrasimiz tasarrufu önemsemiyor ve yapmıyor. Kamu binalarına bakın gündüz lambaların tamamının yandığını görürsünüz. Bakan söylerse dikkat edilir. 

Ülkemizdeki seçimlerin sonuçlarını bizden daha çok takip eden 2-3 ülke vardır. Bu ülkeleri siz tahmin edebilirsiniz. Bunların birçok mekanizmaları da devrededir. 

Türkiye'nin erken emeklilik uygulaması sosyal güvenlik sistemini zora sokmuştur. 

Türkiye her yıl % 8 büyümek zorundadır. Bu ya öz kaynak ya da dış kaynak kullanarak olur. Rakip Ülkelere Türkiye'nin ulaşabilmesi için bu büyüme hızına ulaşması ve düşürmemesi gerekir. 

Türkiye'nin büyüme projelerinin biri GAP'tır. Bu projeye Türkiye uzun yıllar para bulamadı. Bu proje için dış kaynak bulunamayınca öz kaynak kullanımına karar verilip Atatürk Barajının günlük ihtiyacı olan para bulunmasıyla PKK siyasi terörünün başlaması aynı tarihe denk gelmektedir. Bu terörün arkasında 28 ülke vardır. 

Ermeni meselesinin geldiği nokta da ülkemizin başına çok dertler açacak boyuta gelmiştir. ABD'de bu konuda açılmış 20'nin üzerinde dava vardır. 

Türkiye büyük projeleri gerçekleştirmek istiyorsa ekonomik istikrar içinde olması lazım. Ekonomik istikrarımız balık sırtı gidiyor. Koalisyon dönemlerinde bankaları koalisyon ortakları paylaşırlar. Halbuki ekonomik istikrar için para kaynakların tek yerde olması gerekmez mi? 

HUKUKİ ISTIKRAR

Dördüncü istikrar alanı hukuki istikrardır. Yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Parlementer Sistem istiyoruz ama hangi parlementer sistem? Niçin darbeler oldu? Ay koşacak ama taylar mani oluyor. Hükümet bir şey yapmak istiyor Danıştay, Yargıtay mani oluyor. Başka kurumlar da vardır. 1982'den beri sistem kör topal ilerliyorsa bu sistemin iyiliğinden değil bazılarının tahammülleri neticesindedir. 

Bu kadar hukuku dejenere etmeye, hukuka olan güveni azaltmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. 

EĞİTİM KALİTESİ

Bir meselemizde eğitim kalitemizdir. Eğer biz bu şekilde gidersek Türkiye belli bir yerden öteye gidemez. Üniversitelerimiz rektör seçimleriyle uğraşmaktan teknoloji üretemiyor. Diploması olmak eğitim kalitesi anlamına gelmiyor. 

Proje ve sloganı da birbirinden ayırmak lazım. Projeleri 1/1000 ölçeğinde değerlendirmelidir. 

Benim söylediklerimi de yüzde yüz doğru kabul etmeyin. Kendiniz de düşünün, aklınızı ve beyninizi kiraya vermeyin. Filan ağabey şöyle dedi deyip düşünmeden karar vermeyin. Biz de geçmişte bunları yaşadık ve bunun böyle olmadığını öğrendik."

Kategori: