ÜLKEMİZE YENİ TUZAK… YİNE TUZAK…

29 Mayıs, 2015 - 23:19 - Bu sayfayı paylaşın :   
-A +A

     Ülkemiz 7 haziran milletvekili seçimlerine doğru hızla ilerliyor. Bu seçimler, birliğimizi, diriliğimizi gücümüzü arttırarak ülkemizi daha da mutlu günlere, yıllara götürecek vaadler, tezler ve programlar ortaya koyarak faziletler yarışına dönüşmeliydi. Ama üzülerek ifade edelim, bazı parti ve liderleri geriye götürmek bir yana mevcut kazanımlarımızı da yok edecek vaatler ve tezlerle parti çalışma ve programlarını sürdürüyorlar.

     ABD ve batının yıllardır islam ülkelerinde ve ülkemizde yapmak istedikleri şey, İslam’ı yozlaştırmak, etnik, mezhep ayrımcılıklarını körüklemektir. Türkiye’mizi de Suriye, Irak, Mısır, Yemen ve birbirlerini yiyen diğer İslam ülkeleri gibi yapmaktır. Sonra da maddi ve manevi varlığımızı sömürerek hakimiyetlerini sürdürmektir.

    Bazı parti ve grupları bu doğrultuda yönlendirerek hedeflerine varmak istiyorlar.

    HDP’yi ırkçılık üzerinden kullanmak, hem de bizi biz yapan manevi değerlerimize savaş açtıran politikalar izleterek amaçları doğrultusunda kullanmak istiyorlar.

    HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın söylemleri ve bazı parti temsilcilerinin söylemleri, tezleri şüphesiz onların politikalarına hizmet eder konumdadır.

   Milletimizi millet yapan Kürt, Türk, Laz, Çerkez ve hangi kökten gelirse gelsin insanlarımızı yegane birleştirici, uzlaştırıcı ve yekvücud halinde yaşamalarının yegane temel unsuru İslam’dır. İslam’ın ve onun değerlerine hakaret eden söz ve beyanatların tamamı düşmanın ideallerine ve projelerine hizmet etmektedir.

  Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldıracağını söyleyip, Diyanet İşleri Başkanlığı’na hakaretler yağdırmaktadır. Diyanet bugüne kadar yapılmamış bir işe el attı. On bin adet kürtçe Kur’an meali bastırdı. Siz misiniz bunu yapan diyerek hakaretler ve tehditler savurmaktadır. Neden? Teşekkür etmesi gerekirken, bu neyin nesi? Kürtçe Kur’an meali, Türkçe bilmeyen Kürt kardeşlerimizin Kur’an’ı anlamalarına, İslam’ı kaynağından öğrenmelerine yardımcı olacaktır. HDP eş başkanını bu mu rahatsız etti yoksa yıllardır Kürtler’e Kürtçe konuşma ve okuma özgürlüğü verilmiyor diyerek istismar ettiği bir silahın elinden alınmış olmasına mı dayanamıyor?

    İş bununla bitmiyor, okullardaki zorunlu din derslerini kaldıracağını söylemektedir. İslam dininin okul sıralarında öğretilmesinden ve öğrenilmesinden niçin rahatsızlık duymakta?

   Selahattin Demirtaş, Kudüs İsrail’lilerin kabesi, bizim de Taksim kabemizdir diyor. Müslümanların ilk kıblesi olan mescid-i aksa Kudüs’tedir. Ayrıca Hz.Muhammed (sav) ‘in miraca yükseldiği mekandır. Kudüs onun için Müslümanların kutsal beldelerinden bir beldedir. Nasıl oluyor da orayı İsrail’lilerin kabesi ilan edebiliyor? Taksim’e gelince Taksim ne zaman kabe oldu. Yeni bir din mi icat edildi? Adı ne?

   %99’u Müslüman olan Kürt kardeşlerimizin kıbleleri de diğer Müslümanlar gibi Mekke’deki kabedir. Kutsal değerleri hafife almak, hangi inanç ve kültüre dayanmaktadır.

    HDP, Aleviliği de yozlaştırmak istiyor. Hz. Ali’siz bir Alevilik vaadediyor. Hz. Ali’ den uzak bir Aleviliğin de adı ne olursa olsun, İslam’dan kopuk  ateist bir Aleviliği yaymak olur ki bu da Alevilik adı altında dinsizliği meşrulaştırmak olur.

   HDP’nin Eskişehir adayı da Kur’an’ı Kerim’de anlatılan kavimlerin helakına neden olan ahlaksızlığın, edepsizliğin zirvesi, eşcinselliğin yayılmasına, devletin koruması altında zirve yapmasına yol açacak düzenlemeler yapacaklarını vadediyor.

   HDP’nin yapmak istedikleri geçmişteki Marksist dünya görüşlerine uygundur. İnançlara kurumsal bir muhalefet içinde olmaları normaldir. Zira 2007 yılında Aysel Tuğluk mealen ‘ Ak parti İslamcı, Biz İslam karşıtı güçlerle doğal müttefikiz’ diyerek İslam’ a ve onun kutsal değerlerine karşı olan her parti ve grup bizim yardımcımız ve dostumuzdur mesajını veriyor.

  İşte böylesine bir ekibin barajı aşması için Türkiye üzerinde hesabı olan tüm şer güçler ittifakla ve var gücüyle çalışıyorlar. Bu güçler ülke içinde kimi nasıl harekete geçireceğini de iyi biliyor. Bir bakıyorsunuz varlık gayesi maneviyat olan bir cemaat hiç tereddüt etmeden “Kürtlerin ezildiğine inanıyorsanız HDP’ye oy verebilirsiniz” diye gazetelerinde yazabiliyor veya televizyon kanallarının hepsinde o yönde propaganda yapabiliyor. Yine varlığını milliyetçilik ülküsü üzerine kurmuş olan bir parti eski keskinliğini terk edip malum partinin barajı aşmasını arzu edebiliyor. Sol partimiz ise desteğini hiç esirgemeden açıkça yürütüyor. Hesap belli.. Bütün bu kesim mensuplarının büyük çoğunluğunun  elbette ülkenin huzurunu kaçıracak bir sonucu istemediklerini biliyoruz; ama inat uğruna, öfke uğruna, partizanlık uğruna ülkenin huzurunu kaçıracak bu desteklerini çok iyi yeniden gözden geçirmeleri bir mecburiyettir, görevdir, vebaldir.

Yukarda anlatılan görüş ve tezlerin Türkiye’mizde hayat bulması demek, devletimizin milletimizin yok olması, sömürgeleşmiş bir ülke konumuna gelmesinin hızlanmasına destek vermektir. Geleceğimizi karartacak, ülkemizi karanlıklara götürecek bir siyasi kuruluşa destek verenler, onu alkışlayanlar, aynı suçun ortağı olmayı da kabullenmişler demektir. Allah nezdinde, tarih önünde bunun hesabını nasıl vereceklerdir. Küfre rıza küfürdür. Şerre destek olmak şerlilerin ortağı olmaktır.

   Geliniz, bizi biz yapan kutsal dinimiz İslam’ın değerlerine hep beraber sahip çıkalım. Onları zirveye taşıyacak, plan ve programlara sahip çıkarak fazilette, dürüstlükte, kardeşlikte birbirimizle yarışalım. 

 

  Ali Kerrar Ulu / Anahaberyorum

Kategori: